Yalnızlığınla Yaşıyorum…

Nerde sızlayan bir yürek görsem,
sen diyorum,
sana koşmak geliyor içimden…
merdivenlerinizi çıkmadan
yarı yoldan dönüyorum…
Mahalle bakkalınızdan alışveriş yapıyorum…
hep, bütün veriyorum,
üstü, senin parandır diye…
Kimi zaman sessizce geçiyorum
geceleri sokağınızdan,
Işığı yanan pencerede silüetini arıyorum…
sonra bakıyorum,
sevinçlerim sönmüş,
hasretim karanlıklar oluyor,
mateme giriyor kalbim…
seni saran yorganı,
ipek saçlarını özenle koyduğun yastıklarını kıskanıyorum,
acaba diyorum;
dalmadan uykuya
o ahu bakışlara takılıyor mu isyanlarım…

Sonra dönüyorum yalnızlığıma,
yazdığın mektupları kelime kelime,
satır satır okuyorum ve
tekrar dönüp bir daha bir daha okuyorum.
Senin o güzel parmaklarından dökülen
acımasız ve bir o kadar da hak etmediğim heceler,
isyan ettiğim;
sensizlik kaderimin çizgilerini,
öylesine derinleştiriyor ki…

Şiirlerde güzelliklerini resmettiğim,
hasret çığlıklarımı seslendirdiğim,
kara sevdasını ve hiç doyamayacağım
aşkını hüzünle satırlara taşıdığım
seni ve yazdıklarını düşünüyorum…
Ve artık çok iyi hem de her şeyiyle çok iyi
tanıdığım yüzüne, saatlerce bakıyorum.
Gözlerini ve çok iyi bildiğim bakışlarını
her şeye rağmen medyunu olduğum seni,
ve uykusuz gecelerimi karşıma alıp,
konuşuyorum onlarla…
Verdiğin acılarla yüzleşiyorum.
Değişen, tutkunun esiri olan,
yüreğinde yanan aşk ateşinin
sıcaklığında eriyen;
ruhu, aklı karma karışık,
geçtiğin sokaklarda kokunu arayan sevdamı,
arzularının tutsağı kendimi ve
seni neden bu kadar istediğimi düşünüyorum…
Perişan ettiğin ruhumun,
dayanılmaz arzulara karşı koyacak,
gücünü yok ettiğini görüyorum.
Şiirlerde mısralara sığmıyorsun ki,
yetersiz kalıyor kelimeler…
Her şeyinle dönüp duruyorsun,
gece gündüz demeden dünyamda…

Çaresizlik yakıp kavuruyor sensizlikte… gün ışıyor…
hayalini ümitlere taşıyacak rüyalarım için
Zoraki kapanırken gözlerim
ve yine bir şafakla sana sesleniyorum;
“Şiirlerim senin hayal resimlerindir.
Senin ruhuma hükmedişinin,
birer yazılı belgeleridir.
Söz dinlemez arzularımın yakarışıdır sana…
kalbimin vuslat gözyaşıdır…
Çünkü sen hayatsın,
hayatın ta kendisi ve gerçeğisin… sen…”

Orhan ÇİMEN

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.