Helal Sana

Ne kadar garip, öyle anlaşılmaz,
hayır aslında öyle, çok da anlaşılır…
Sadece biz bir yerlere koymuşuz inadına
ısrar ediyoruz, sen olacaksın böyle…
Değil işte, ayaklar baş olmuyor
her fırsatta, en küçük fırsatı kaçırmıyor,
aslında “koşturan” sensin demek,
o kadar zor ki; konuşmak yüze
vardır bir insani yanı belki mahcup olacak…
Söylemedikçe öylesine pişkince
gözüne baka baka
oyalanıyor kapılarda
oynuyor durmadan aklı kalpazanlıkta,
komik, sahne sanki
hep bir kur var, çaktırmadan o sıkışıklıkta…
Pes, helal sana;
bak cümbür cemaat parmağında…
Çok mu tekrarda yaptıkların
kendini bu kadar inandırmışsın…
Bir kırk sayısı dolaşır kafalarda
kırk az olur, bitmiyor ki saymakla
Anlayana mı diyorlardı
yoksa sana mı davul zurna…
Çıldıracağım,
açıyorsun,
açılıp duruyorsun karşındaki sağıra…
Çaktırmadan yapılıyor güya
durmadan kısa paslaşma
Mamafih yine yatacaksın aptala,
yetti! Gayri denirse?
O kadar çok ki bahane,
Günün modası ya;
yapışmak kumpasa, ajanlara,
benzetmek hemen kestirmeden
bizdeki masum sultanlara…
Kabahate ne diyorlardı?
Alınmayacaksın…
Helal sana;
et sende ağız başkalarında…

İyi bak planlarına,
çok değil yakında
şaşırıp düşeceksin kendi oyunlarına…
Baştasın eğilme ayaklara!
Sabırlar taştığında
gerek yok başkalarına,
yeter ki “Sirke” yi unutma…

Orhan ÇİMEN

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.