Nisanın Yağmurları


Bin bir bohçaya gizlemiş,
sarmış sarmalamış yalanları;
öyle nadide ki sunuşu,
beyazı, parlatılmış yüz karası,
değişmiyor mayası
insan ya! Ha avamı ha havası…
Şaşırıyorsunuz öyle dost canlısı
halbuki tam da arkanızdalar;
kuzu postuna girmiş kurtlar,
yüzünde masum tebessüm,
sesinde sıcacık bir terennüm,
devir mi değişti bilmem
severken can can diye canı,
yoksa;
yeni mi tanıyoruz
güveni yağmalayan renklerin varlığını…
Berrakmış eskiden dolaşılan sular ,
ayağımıza batsa da çakıl taşlar,
terziler;
o kadar ustalaşmış,
provasız artık bütün kılıflar
anında hazır siparişe cevaplar…
Anlatsanız da Eylülü, Ekimi
hayat bulduğu ayları,
alışmış, dönüp bakmaz,
tek bildiği;
“Nisanın Yağmurları”
Bin bir bohçaya sarmalanmış
bir dünya sırları;
yetmez mi?
Nefretiyle, yegâne aşkı…
O kadar aç ki gözü;
insanları doldurduğu hayatı
aldatan doyumsuz iki yüzü,
sessizce saklandığı
gizli labirent yüzsüzü…

Orhan Çimen

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.