Bilmiyorum…

Sabırla saniyeleri taşıyan yelkovan gibi
yudum yudum Seni yaşadığım yılları
şimdi hayatımın neresine koymalıyım?
Yüzyıllık bir serabın doyumsuz büyüsü gibi
yaşanmış onca zaman nerelere gitti?
Sen diye başlayan her cümlenin sonu;
artık, bilmiyorum ile bitiyor.
Bilmiyorum suskunluğu;
kaybolan ışığını mı?
Yoksa?
Bende yaşayan “Sen” hayalinin
binbir parçaya bölünmesini mi?
Ya da araya koyduğun medyumlarının
sana koşan bir ruhu yarı yollarda dondurduğu talihsizliğini mi?
Anlatıyor…
Dünün zamanlara sığdıramadığım
şimdi kaybolmuş hayalini
beyhudelerle nasıl avunduracağım,
geceleri semalara sakladığım
mor ağıtları,
hecelere gizlediğim güzellemeleri
nasıl avutacağım,
bilmiyorum…

Orhan Çimen

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.