Buymuş Esrarın…

Hiç bitmiyor dalavere dubara
şaşırıyorum;
körebe oyunlarına
satılığa çıkarttığın doyumsuz ruhuna…
Avazın çıktığı kadar bağırmıştın ya
leke sürdürtmem dediğin;
ak gömleğin,
hiç olmamış aslında
seni farkettiğimden beri
yok sırtında…
Hep çırılçıplaksın
o, bu hiç fark etmiyor fırsatını bulduğunda
ya gözlerin ya sesin
ya da dokunuşların
hepsi işte bu bütün esrarın…
Hele o saflığa soyunuşun
ustaca tiyatral umursamazlığın,
profesyonel kullandığın aldatma sanatın,
öyle çok ki; yüzün…
Bıraktım artık kirli halinle seni
çok yakışıyor,
Onunla baş başa olmalısın…
Yazık olmuş birinci padişaha;
inanmış, kanmış
güvenmiş
senin maskeli masum haline…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ne kadar dayanabilirim engin sularda yalnızlığına?

Bulut olmadan yağmur,
mevsimi gelmeden karlar yağmıyor
çiçek açmadan meyve vermiyor ağaçlar…
Mutlulukta sevinç çığlıkları,
acılarda yüreklerden kopup gelen ağıtlar,
hasretliklerde yar kokusu,
gecelerde uykular aranıyorsa;
gözlerdeki nemler
vuslat için dökülür
sonra anlatırlar çaresizliği,
hicranını kelimeler…

Işıltılı sözlerdeki gibi
hayat hep mesut, hep mutlu değil
kimi sözlerin bin pişmanlıkları,
kıvrandırır acı verir
kimi gün gelir
gönülde bir isyanı bir matemi yaşatırlar…

Başım önümde mahcup
buruk kokarken nefesim,
hesaplaşırken pişmanlıklarla
acelen neydi bu kadar?
Kapattın bütün perdeleri,
saldın üzerime karanlıkları…
Bilmelisin ki;
ışıltılarındı; dilimden hep dökülenler,
rüyalara götürenler, gözlerindi,
dudaklarındı; hülyaları yaşatanlar…

Kırdığın haberci güvercinlerin kanatları,
mahzun, taşıyamaz artık kutlu yükünü…
İstemiyorsan gurbet mektupları
yazılmaz peşinden…
Mazi deyip unutamam
Seni, hatıra defterinin tozlanmış sayfalarına
atamam…
Şimdiye kadar bent çekilen kalbin önüne;
sağanak sağanak yağmış sevgileri taşırmayacak,
kaç defa ördüğüm taş duvarları
daha da yükseltirim,
ama bilmiyorum ne kadar dayanabileceğim
bu engin sulardaki yalnızlığına?
Tabii ki çırpınıp duracağım,
sonunda; bir varmış bir yokmuş,
hiç olmamış gibi
derinliklerinde kaybolup gideceğim…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İkinci yüze;

Zannetme sen uyuyor herkes…
Sorarım kaç kişi kaç defa?
Ama yazık henüz yeni başlarken,
“Güven”, her şeyden habersiz
sana güvenmiş…
“Rabbim” diyerek kandırma,
ruhunu sarmış,
musallat olmuş kirlenmişlik…
Belli ki; masumiyet,
senden nefretle uzaklaşmış…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kapansa sana ait bütün sayfalar…

Hiç olmadın,
yoksun gibi
başlayabilsem yeniden güne…
Akşamın kasveti
gecelerin mutsuzluğu ile
hiç tanışmamış gibi davransam,
şöyle bir rem uykusuna dalabilsem
bir kalemde silebilsem
ve kaybolsa bütün anılar…
Her şey bir tarafa unutsam, reddetsem
sana dair senin için ne varsa yazılanlar
tarihi çok değil biraz gerilere
hiç olmadığın zamana alabilsem;
ve kapansa sana ait bütün sayfalar…
Seni hiç görmediğim,
sana hiç rastlamadığım bir güne başlar gibi
yeniden hayata, mutlu başlayabilsem…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şebnemin damlacıkları…

Gecelerin hüznü sabahın göz yaşları
gülün yapraklarında seni anlatıyorlar
Şebnemin  damlacıkları
öylesine berrak öylesine ışıltılı
dünyama nasıl girdiğini bilmediğim hülya…
Masallar ülkesinin büyülü güzeli
aşk hikayelerinin terk edilemeyen
şahane mağrur kadını
gecelerin aşk mabedi
gün ışığının kelebeği
karanlıkların gizemi,
mutluluk sihri…
Yeminler olsun
sen bir ateşsin; yakan kavuran yok eden…
Gözlerinde buyruk
gücün sahibi…
Anlamıyorum, anlatamıyorum
açıklayamıyorum sende gördüklerimi;
gerçek mi? Yok mu? Gaip mi?
Anlamını bilmediğim bir hayal ötesini yaşıyorum
sezgilerim yok oldu
bildiklerim, inandıklarım kayboldu
geriye döndüremiyorum her şey sana yöneldi…
Gücün estetiğisin,
hayranlıkların üstünüsün, kutsalsın…
Öyle güzelsin ki;
tarifler yanında utangaçlar
Sen gerçek olamazsın
Sen, Rüya’sın…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın