Mutluluk…

Ne büyük mutlulukmuş;
varlığını düşünerek heyecanlanmak
hayatının bir kıyısına tutunabilmek
kokunu hissetmek
görebilmeyi umut etmek
görmek
sesini duymak
yanında olduğunu bilmek
anlatılamayacak bir zevk
dünyayı unutup
yüzünde cenneti yaşamak…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Yok say…

Yaşanmamış say
Söylenmemiş say
Yazılmamış say
Her neyse;
bütün hepsini olmamış, yok say…
Sadece zannetmişim,
Çok büyütmüşüm,
İçim yansa da onca pişmanlıklara
Yeminler olsun
Hiç yakışmıyorsun;
Önünde eğilip bitiremediğim itibarlara…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Peşinde değil artık;

Ne bir bahar diyorum sana dair
ne bir Eylül esintisi kaldı,
ne sabırsızlanan ay ışığı var artık
ne gecenin karanlığında saklanmış,
içinde sen olan rüyalar kaldı…
Peşinde değil artık;
düşünceler, düşler,
Seninle yaşayan aklım
Sana bölünmüş merakım…
Kaybolup gitmiş;
Seninle dolu, Sana yakaran lisanım…

Orhan Çimen

Fatsa, 26 Eylül 2015

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Pranga

İnkar içinde kalbimin bir yanı,
diğer bir yanı
ikna etmeye çalışıyor
çaresiz ağır basıyor sol yanı.
Büyüsü kaybolmuş ruhu arıyorum.
Yeniden tutunmak için hayaline sığınıyorum,
sadece dakikalar sürüyor mutluluk anı…
Parçalanmış aynalardaki ışıklar gibi
bin parçaya bölünmüş,
yok olmuş bütün arzularım.
Büyük tutkun;
tanıyamadığım,
ürküten bir gerçeğe nasıl bürünmüş…
Bağlılık ahdim geliyor karşıma;
utanıyorum…
Bir bir hatırlatıyor;
zevkine vardığım acıların,
aşk denilen sihrinin sonsuzluğunu.
Çıplaklığına sarıldığım
o esrarlı gecelerin yalnızlığında
kokunla vücut bulan
hayaline yazılmış
bütün güzellemeleri tekrarlıyorum.
Gerçekle yüzleşmek;
gecenin karanlığında hiç bilinmeyenlerde
yolunu kaybetmek gibi;
korkutuyor beni.
Artık renkleri solmuş çiçeklerin,
sessizden kayboluyor,
bitiyor rüyaları kelebeklerin.
İnceden bir ışık huzmesi görüyorum,
aralı kapılarda,
girebilsem içeri, yazacağım yeniden o vazgeçilmez dünyanı…
Engelleyen, ardındaki muamma mı?
Yoksa bin bir kere tekrarlı
bütün benliğimi kuşatmış
hayal kırıklığı mı ayaklarımdaki pranga…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ağlıyorum işte sensiz İstanbul’a…

Bad-ı sabada sen vardın sokaklarında İstanbul’un,
her seher vakti kaldırdın
uyku mahmuru gözlerim seni aradı
seni aradı ıssız sokaklarında İstanbul’un…
Hem çağırdın hem yoktun
dolaşıp durdum boynu bükük,
boynu bükük sokaklarında İstanbul’un…
Fulya kokunu,
bir çift gözü aradım
gözlerin gibi sokaklarında İstanbul’un…
Sarmaş dolaş aşkları gördüm,
sevdalara kul olmuş sultanların acılarını yaşadım,
Hürrem’din şehri saraylarda
seni düşledim durdum yıldızlı gecelerinde İstanbul’un…
Hem vardın hem yoktun sokaklarında İstanbul’un,
feryatla figan ettim
seni görmeden dolaştığım taşlı sokaklarına İstanbul’un…
Çektim aldım maziyi getirdim
sızladı durdu içim,
her halini hatırlıyorum şimdi,
fethetmişsin hükümdar gönlümü
girmişsin kalbime sessizce,
kölelik başlamış
meğer yıllar önce
taşlı sokaklarında İstanbul’un…
Seninle yaşayamadığım o akşamlardaki gibi
sesini duymak istedim sokaklarında İstanbul’un…
Geceyle sabahın öpüşüp şehvetle kucaklaştığı vuslatında,
tan ağarmasının
o muhteşem anında titredim,
akıttığım iki damla hasret göz yaşıyla
sarhoşu oldum sırlar kapısı İstanbul’un…
Öyle ya Sen, bir sen biliyorsun bir de ben
öyle varsın, öyle varsın ki;
rüya değil hayal değil Sen varsın Sen
o günkü gibi sokaklarında İstanbul’un…
Şimdi çok uzaklardasın
ben burada
martı çığlıklarıyla
isyan ediyorum yalnızlığıma
ağlıyorum işte sensiz İstanbul’a…

29 Mayıs 2015, İstanbul

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın