İnsanı seveceksin…

Mevlana mı Yunus mu
rehberin,
ayet ise düsturun
ayırmadan
insanı öyle seveceksin
belli ki değil fıtratın
mihenktir görünen nezaketin
aldatma sanatın
dilde poza
gönülde riyaya koşuyor meylin…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bu son fasıldır…

Hercai leylası
bir aşkın gölgesini düşürdün üzerime
aklı aldın
nârına âşinâ pervâne eyledin,
sarayların ısırgan, ipek yüzlü kızı
son fasıla yürü istedin,
güvercin kanatlarında buluşma arzuları vedalaşmadan toprağa gömüldüler, estirdiğin matem rüzgarlarıyla
gök kubbede turnalar semahta
ağıtlar içinde yasa büründüler,
ağlatıp durdun
koşturdun bir hayalin peşinde
vefasız bir kalbi, düşlerin sığınağı diye…
Yıllar boyu yüreğim;
yokluğunu bekleyen çıkmaz sokaklara ışıltı diye serabına yürüdü…
Suskun feryatlara aldırmadın perdeler indi ateş semazenleri yakıyor
çimdirir gibi ruhları,
vuslatın
sevda ikliminin sırdaşı gecelerin
renkleri değişti zindana büründü,
bin bir gece masalı bakışlarının
son ışıkları da söndü,
gönüle yer etmiş meğer ağyar
açmaz gülşende yediveren güller
bu son fasıldır artık
sensiz laleler de ağlar…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Su 💦 yüzlü…

Önünde diz çökmüşüm
aşkının rahle i tedrisatında
yudum yudum içmişim hüznünü
bir define aramışım derin kuyularda
su yüzlü güzel yüzünün
Leyla diye serabına sığınmışım
kaybolduğum ıssız vahalarda
adını yazmışım Samanyolu’na
yüreğimden habersiz haline
ağlıyorum zamanın ihanetine
kıvranarak anlatıyor heceler
çığlıklar zindandır gözlerinde
bir dokunsa ellerin şiirin alevine
kuşatacak dört bir yanımı
mahcup mahrem hayallerin

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Siyah mor hikayem…

Gül kokulu hicranım
buyruğuna almıştın gururumu
sana inat düşlerim getiriyor
her akşam ab-ı hayat yüzünü
yakıcı güzelliğinin ışığı aydınlatıyor ruhumu
sarıldığımda
bir başkalık var diyorum inceliğinde
güvercin kadar narin ve kıvrak
dolu dolu kadınsın
eşsizsin bütün kadınların içinde
buluştuğumuz
varoluş ve yok oluşlarda
yüzyıllık hasret, ateşi keşfediyor dudaklarında
kanatlanıp uçuyorum bütün belirsizliklere
öyle muhteşemsin ki ey nazlı bahar
ay yüzün şiirlere can verir
duyar mısın sesimi
kutsal mabedim
ihtişamlı hünkârım
yakarışlar sanadır
gitme diyorum, uzaklaşma
bitmesin senli zaman
derken, neler oluyor
göklerden yeryüzüne inen bu sevda
azgın bir dere yatağında,
tuhaf? Bir başka kayboluş başlıyor
savruluyorum bilinmezlikler içinde
söylenip duruyorum kendi kendime
ne büyük çılgınlıkmış meğer
her şey anlamını yitiriyor bir anda
kalbimden umur kalkıyor
asil tebessümün
sihirli rüyalar
çıkıyor hayatımdan
gözlerimden düşüyor gözlerin
utanmaya başlıyorum artık hor gördüğün bu aşktan…
Bir yalan aşk ve bir kadın;
yıllardır aralıksız süren,
diller dökülen
saf bir kalbin destanını
sayfalarında saklayan kitapların
Ve hiç bitmesin dediğim senli zaman
uğurlanıyor,
soylu turnaların çığlıkları sarıyor asumanı
baharda yapraklar düşüyor dallarından
bozuluyor tutku yaratan bütün efsunlar
takvim yaprakları şaşırıyor
denizlerde gelgitler kalakalıyor
ağlıyor yalnızlığım
hayalim güller içinde bir makber
mahrem buluşmada vuslat mahşere kalıyor
belli ki gelmiş göç vakti
zümrüdü anka sensizliğe taşıyor zamanı…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir akşamın getirdikleri…

Bir akşamın getirdikleri…

Akşamdı siyahlar içinde bir gül-i rânâ
büyülü goncalar yeşermişti bakışlarında
namelere eşlik eden dudakları
davetkârdı oynaşan omuzları,
uzaktan bakışları
ışıltılı bir sevdanın kapısız zindanına çekiyordu
kelepçeler takıldı ruhuma
sihirli akşamın yıllar sürecek
esaretinden bihaber
koşmak, kalbine sokularak sığınmak istedim
serabına aşık oldum
bir kara sevdanın mahşerinde kayboldum
iman ettim aşkına
seneler oldu
isminin her hecesi kor olup yakıyor dudaklarımı
sayıklıyorum binlerce defa
her tekrarında
kuş olup kanatlanıyorum
hasretiyle kalbim bir yanardağı gibi kaynıyor
korkular içinde korkarak
bilmediğim hiç görmediğim zamanları,
derinlerde çok derinlerde bir başka dünyada yaşıyorum

mihriban sevgili
çağları değiştiriyor gülüşün
hayalin yetmiyor
düşler kuruyor
ruhumla ulaşmaya çalışıyorum
adına şiir diyorlar mısralarla yakarışın
kelimeler canlanıyor
seni tarif ediyorlar;
kaygılarım
merakım
kıskançlıklarım
duygularım
sitemler var
çılgınlıklar
ilanı aşkım
Leyla diyorum
Mecnunun oluyorum
sensizlik ne büyük yalnızlık
sokağınızda sabahlıyor
ışığınızda silueteni arıyorum
beni hüsranlarınla yarıştırıyorsun
gölgelerinle sevişiyorum

hiddetinle tanrıça yapmışım seni
gönül denen kainatta tek başına yer vermişim sana
yanma pahasına cehenneminde
o yalancı o günah gözlerinden varmak istiyorum kalbine
ruhumu yakıyorsun
yüzün sonsuzluk nuru
çağırıyorum ay ışığını
yüreğim dergah
vuslatın elem tapınağı
kapındayım, çaresiz dervişim
senden kopamıyor
seninle sonsuzlukta buluşuyorum
görmediğim çiçekleri
bilmediğim ateşleri
tutuşturuyorsun ellerime
ıstırabı koyuyorsun avuçlarıma
halim avare çok yorgunum
yanan yeşil dal gibi titriyorum
özlemin umut değil tufan oluyor
ölmeden önce ölümü yaşatıyorsun

masallar ülkesinin mihracesi
kapatma kalbimin son kapısını
gizeminle getir senli mor geceleri
bu gün bir kapı arala rüyalarıma
sönsün kalbime bıraktığın vuslat ateşi
güvercinler şefkat tebessümlerini taşısınlar ruhuma
gece karanlığı saçlarının aydınlığı doğsun dünyama…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın