Ceza…

Çok uzaklardan
baktım yar yar diye sana…
Görmüştüm bin bir çiçek saçlarında
muhabbet kuşları imreniyordu
bir hayat vardı sanki bakışlarında,
seninle dalmıştım mesut hülyalara…
Aldandım tek bir dokunuşuna
her gün misafir ettim
hiç çıkmadığın rüyalarıma…
Mehr-i müsamma olmuştu
kara sevdam sana…
Ben yoksuldum sen bir Karun,
boyun eğdim gücüne
muhtaçtım; çöllerde
yangınlarda kaldım erimiştim…
Susuz ve aç,
el açtım sana,
fakirdim; sen bir sultan,
boyun eğdim tacına…
Gariptim; satın aldığın biçare gönlümü
pazarlarda bıraktım
ayakların altına,
boynumda takılı esaret zincirlerini,
aldın avuçlarına…
Sahipsizdim; ram oldum yüceliğine,
melûl mahzun baktım yüzüne…
Kırbaçlandım; atıldım tek başına dehlizlere,
kaldıramadım başımı günlerce,
acı içinde yandım, yakıldım;
karanlık cezalısı oldum…
Yasakladın uykuları, perişanım…
dillerim lâl oldu konuşamıyorum,
göremiyorum dağladın gözlerimi,
ışığını unuttum…
Sema kapkaranlık bak gökyüzüne
yıldızlar kaybolmuşlar
utançlarından peçe takmışlar yüzlerine
verdiğin acılardan
sevgi melekleri mahcuplar
korku var gözlerinde…
Silinmiş vicdanlara
yakarıyorlar;
cehennemlerde olmayan azaplar
yeter! Kalksın artık aşkına cezalar…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bahtım…

Seni seyretmek
öyle güzeldi ki
kır çiçekleri
anlamsızdı yanında,
karanfiller açmıştı yanaklarında,
bir ahu, gözlerin
daha zarifti kelebeklerden
narin bedenin,
şarkılar hep sana söylendi,
aşkı anlattılar bu akşam
sevdalar hep senin sesindeydi…
Melekler masamızda
hicran terk etmişti
seninle baş başaydık;
sürseydi,
sen sonsuzluğun efendisi
güzel kadın,
seninle sürseydi
zaman bitmeseydi
beraberliğimiz taşınsaydı ebediyete…
Işıktın, nur oldun yağdın,
ışıl ışıldın
yoktu ki kaş çatışların,
susuzluğuma pınar oldun aktın,
ayrılığı ezberletmiş de olsan
seviniyorum neyse ki varsın,
hicranınla çarpsa kalbim
çaresi diyorum,
öyle biliyorum
sen benim güzel bahtımsın…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İki Nefes, İki Hıçkırık…

Bir bir gidiyor sırası gelenler,
önceki gün Bekir’i söylediler,
Mehmet’i dün uğurlamışlar,
o kadar sıklaştı ki aralar
bu gün de Çilli Mehmet’i yollamışlar…
avuçlarındaki yazgısıyla
hayata tutunan
nefeslerimiz;
bilerek hazırlanıyorlar son yolculuğuna,
gönlümüz;
bihaber, hala yirmili yaş sevdalarında…
Dede nine derken,
gidenin gelmeyeceğini,
anlamadık anne babada da…
Sıra, sınıf, oyun arkadaşı
duyunca uzaklardan yarenleri,
belli ki, hemen ardımızda
yakın takipteyiz anlaşılan,
durduracak kalbimizi…
Bir hıçkırıkla yola çıktığımız an
ikinci hıçkırıkla bakmışız
bitiyor bütün zaman…
İşte hayat;
iki nefes
iki hıçkırık
ve başlayıp biten
doğum-ölüm durağı…
Henüz anlamamıştık geçen zamanı
hissedince arkamızdaki karartıyı
ne kadar da kısaymış yolculuk
diyeceğiz…
Ne bir tatlı hayal kalacak
ne de özenle sakladığımız bir hatıra…
Varsa sevgili yâre
bir vaadiniz dualarınızda,
mahşere götürmek üzere
sıkıca tutarak avuçlarınızda
iki metre bez
ve;
bir kaç kürekle,
karışacağız kara topraklara…
Biz olmadan doğacak
güneş yine
günün her yeni sabahında dünyaya…

Orhan ÇİMEN
26 Temmuz 2013

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kardelen

Ne olur buzlar çözülse
yüksek tepelerde,
bak aşağılarda
ne güzel çiçekler açmış,
kuşlar şakıyor,
hayat var aşağılarda…
Kardelen yalnız tek başına
karlar üstünde
çoktan boy verdi,
yazık boynu bükük…
Hercai bu gün de yok…
Umutlarının neredeyse bittiği
karanlık gecelerde
hayat o kadar çekilmez oluyor ki;
soğuk esintiler üşütüyor,
çok korumasız, titriyor,
ya gün doğmadan tükenirse,
sarılıyor yorgan gibi hayallerine;
hani bir zamanlar tek bir kucaklaşma,
bir tek dokunuş,
yaşadığı bir dudak teması,
göz göze geldikleri
var ya rüya anı…
Hercai;
her gecenin bir ezberi,
her gecenin bir tekrarı…
Aynı düşler olmasa biliyor ki;
veda edecek, dayanamayacak
soğuğa, sert esen rüzgarlara…
Bir defa, tek bir defa
yeniden o kavuşma anını görmek,
kısa da olsa o anı yeniden yaşamak,
hepsi bu…
Her yeni bir sabahın özlemi;
kitaplara taşınan
hercai sevdasında kardelen…
O kısacık hercai sıcaklığının
o dayanılmaz ateşinde
nefes buluyor,
yaşıyor kardelen…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hasretim…

Kasvetli bir akşamüstü,
sen yoksun ya
bir gariplik çöktü içime…
Yine de
hüznüne; mutluluğum,
hicranına; bahtım diyorum…
Verdiğin acılarda
yokluğunda
“belki” umudunda
yine “Seni” arıyorum…
Seni ne zaman özlesem;
adını bilmediğim,
yüzüne bakıyorum, tanımadığım,
ama yanımdan hiç ayrılmayan o,
bazen tutuyor elimi,
mangal ateşi gibi yakıcı,
hissediyorum;
yüreğimi benden alacak yine
çok uzaklara götürecek o.
Hazırlıklar başlamış,
yüzünde tebessüm;
o bu defa seni seçecek.
Fark etmiyor ki;
benimle ya da bensiz…
Seni benden hep uzakta tutuyor.
Öyle yangınlar çıkarıyor ki aramıza,
yakında da olsa elimi uzatamıyorum,
dokunamıyorum kor ateşine,
mesafeler yaratıyor aramıza…
İnliyorum, kederleniyorum
ürkek yaklaşıyor soruyorum;
siz kimsiniz?
Gözleri alev alev bana bakıyor…
Ürperiyorum biraz da korkuyorum…
“Sonsuza kadar sürecek yolda
senin arkadaşın!
Senden hiç ayrılmayacak yoldaşın!
Ben; hasretim…”

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın