Ne gözlerinin ışığı
ne sesinin rengi
kalmadı, kayboldu gitti benden
öylesine bıkkın, öylesine yorgun
bakıyorum
inanılmaz güzel oynuyorsun sahnede;
üç kafadarlı bir oyun…
Her anı hesap dolu yalanların,
müthiş yönetiyorsun dalavere dubarayı
hele biri de var ki;
yüzünde maske, bir dolu sahte tebessüm
nasıl koşuyor ardından
kısa mesafede
şaşırtmaca
diğeri de ne ki? Şili parası…
Yer altına girdin
gizlendin sözüm ona
ezberledim hep aynı oyundasın ama
aktörler/aktrisler akıllıyı oynuyorlar,
seyirciler aptalı
nereden bilsinler ki;
yerin kulağı var
abdalın da bir kalbi,
verdiğin bir zamanlardaki ahlak dersi
alışkınsın utandırmıyor bağırarak savunduğun sesi
o kadar sarmış ki; yalanlarla dolan seni,
dönüp bakmıyorsun bile,
kızarmayan yüzünle
her adımın doğru gibi sanki
öyle emin,
bir dolu insanı
nasıl sığdırıyorsun avuçlarının içine,
üçü beşi yan yana gelseler de
her bir elin, birinde
gözlerin ayrı bir kaçında,
fısıldayan sesinle; hepsi sende,
top yekun müthiş irade…
Yapamıyorum, yapamayacağım
öylesine şaşkınım
arzular dağıldılar yine
ne gözlerinin ışığı benimle,
ne de sesinin rengi…
Durmadan tazelenmiş hep heyecanım
tanımaya çalışmışım,
yalan dünyanın yalan ustasına
eğilmişim,
hayran,
aşık olmuşum
anlıyorum, meğer büyülü gücüymüş beni aldatan…
Orhan Çimen