Yeniden hayata döndüren bakışlarını,
kanımı alevlendiren sıcaklığını,
her yanımı saran isyanlarını,
tutkunun esiri yapan dokunuşlarını
seni;
yok mu saymalıydım,
Ne söylemeliydim;
Sen demeyip;
“seni” inkar mı etmeliydim…
Biraz sussaydın;
mehtabı avuçlarıma koyan,
güneş gibi yüzüme doğan,
sevdayı yüreğime taşıyan,
gözlerimdeki aşk perdesini açan,
sendin diyebilseydim…
Biraz sussaydın;
Hayal kırıklığı da yaşatsan,
Sevgiyi değersiz de kılsan,
Söyleseydim her şeye rağmen
İçimde yanan sensizlik ateşini,
artık uzaklarda kalmış sesini,
çok özlediğimi diyebilseydim…
Biraz sussaydın;
Seni görmeyen gözlerimden,
Ruhunla tanışmayan sevdadan,
hüzünlerimle intikam aldığımı söyleyebilseydim…
kaybedilmiş yıllarımın silinmiş tüm sayfalarını
yeniden yazdığını
ne olurdu sana anlatabilseydim…
yoksun artık çok üşüyorum,
işte çektiğim bütün yaslar senin…
gözlerim karalar bağladı,
umuda açılan bütün kapılar sendin…
diyebilseydim…
Biraz sussaydın;
“tehdit?” le yine ahkam kestiğini,
“asla!” haykırışınla tükettiğin nefesimi,
kıyamete taşıdığım sevgimi,
“sen” diye gizlice ağlayan kalbimi
karşındaki sükunetimi,
görebilseydin…
…
Ne olurdu biraz sussaydın…
Orhan ÇİMEN