Gurur

Hangi hüzünleri yaşatsan,
hangi isyanlarınla kuşatsan,
tutunsam da bütün inkarlara
bakıyorum; yine derdim sen oluyorsun…
İçinde sen varsın; mutlak hayatın.
Buğulu gözlerim;
haydi boşalt özlemini
hıçkırıklarla haykır,
yık, indir diyor öfke heykellerini…
Gurur diye avuçlarımda saklayıp,
gölgene fırlattığım çakıl taşları
ellerime sığmıyor artık,
tutamıyorum onları…
Seninle ve sensizlik arasındaki
sürgit kavganın ortasında kaldım…
Yüzünü unutsam da;
kaşların, mahcup gözlerin,
dudakların, hani o dağıttığın saçların,
hiç ayrılmıyor ki benden;
ikide bir kaybettiğin, ezberimdeki fotoğrafın…
Ama kırılmış ruhumu bir türlü ikna edemiyorum;
sıralanmış hasret mesafelerini çekiyorum
bütün gücümle, tutabilmek için ellerini.
Çok yoruldum…
Öyle yorgunum ki;
sinene baş koymaktır
artık tek umudum…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dünya bu işte…

Sesinin tebessümü
nağmeleriyle sır kapısını anlatıyor
kelimelerin renkleri bir mucize,
gülüşün çağları değiştiriyor
kalbimde tahtlar kuruluyor
bütün çiçekler yollara dökülüyor,
rüzgarlar kokusunu savuruyor teninin
huzur anavatanım oluyor
bahara dönüyor iklimler…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kalbim…

Sana acılar yükledim,
şikayetini hiç duymadım,
farkındayım yoruldun,
yordum seni,
yakın zannettim,
bilmiyordum
bu kadar uzun yolculuk olacağını…

Görüyorum;
yağmurdan, kardan ıslanmış kanatlarınla bile,
süzülüyorsun,
ilk günkü gibi heyecanlısın,
kanat çırpıyorsun bıkmadan
Sevdam beyaz güvercinin ardından…

Kaç zaman oldu bekliyorum.
Hep bahar tazeliğinde,
umudunu taşıdığım
kavuşma anında neler olacak?
Düşündükçe tir tir titriyorum,
kaybolup eriyeceğim derken;
bitmiyor senin sabrın…
Vefa borcum büyük,
vefakârsın…
Uykusuz gecelerde
sol tarafımda;
ağrılarının dayanılmazlığını,
şiddetini,
hissediyorum…
Tükendiğini ben görüyorum,
sense hiç aldırmadan
bilmediğin sonsuzluğa
korkmadan, halâ kanat açıyorsun…

Aziz dostum;
sana keder verdim,
hüznüne kaderin dedim…
Mutluluk isterken ben,
Seni;
vazgeçemeyeceğin sevdanın
esiri yaptım,
ışıltısında kendimi kaybettiğim,
gökyüzüne,
yıldızların gizemine uğurladım…

Gel, dön desem gelmeyeceksin,
yönelmişsin,
O’na bütün varlığınla
artık sen de kapılmışsın
terk edemediğim aşk ateşinin sıcağına…

Ne olur artık hüzünlenme,
tutabilirsem şu dünyada ellerinden
mutluluktan bende uçarım elbette,
semanın maviliklerinde seninle…
Yazgıdır derim
yorulup durduğunda sen,
sonsuzluk aleminde
mahşerde,
kıyamındayım…
Hiç fark etmiyor,
O’na kavuşmaksa tek muradım…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sende yaşadıklarım…

Sönmeyen bir meş’aleyi tutuşturdun ellerime,
gücün alevlerde,
ruhu çıldırtan
aklı yok eden büyünün
ateşle buluşmasıdır
sende yaşadıklarım…
Kalbin tendeki sıcaklığı gibi taptazesin,
sarmış bütün gönlümü kıvılcımların
kızıllığı kadar muhteşem ateşle raksın,
seyrederken eriyorum,
tükenip yok oluyorum,
sonsuzluğu taşıyorsun avuçlarında,
yakıyorsun, zevke dönüyor feryadım,
kaldıramıyorum başımı,
hiddetinin tutsağıyım,
her seslenişinde yeniden doğuyorum hayata,
aydınlıkların kibri, gecelerin büyüsü
nutkumu tutan gözlerindeyim
bakışların buyruğun oluyor
hükmediyorsun, hükümransın
kudretine eğiliyorum…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir eylül esintine bırakıyorum ten kokunu…

Dün akşam oturdum
yazdığın hikayeni izledim,
fotoğraflarına baktım,
yelkovan
gece karanlığını
öyle acele kovalamış ki;
kaşına, bir de gözlerine henüz bakmıştım,
tan ağarırken fark ettim,
sabahın kızıl ışıkları dudaklarında…

Gökçe kadın meleğisin dünyamın,
cennet yüzün, Firdevs gözlerinde…
Çok yakınım hayatına
dudakların kızıl elma
dokunamıyorum
yanıyorum kor ateşinde…
Öyle yücesin ki;
avuçlarında mavi gökyüzü,
eğiliyorum,
yıldızlar gibi gücün önünde…
Hali hakikatimi anlattım hep sana
kabul ediyorum artık,
hikayeni okuduktan sonra
gurbet düşüyor artık bana…

Ayrılık hüznü kirpiklerimde iki damla,
o da kuruyor düşmeden daha,
hançer olup batsa da kalbime
karanlıkları yırtan sevda çığlıklarım,
bitmeyecek ince sızısıyla
gitmeliyim senden çok uzaklara,
hem de seni hiç yaşamamış gibi
ölüm gibi kaybolmalıyım
sessizce,
silmeliyim, sana dair ezberimdeki bütün düşleri…
Dönmemek üzere
kaf dağı ardına bırakmalıyım bütün ümitlerimi,
mutlu olacaksan
çiğnediğin sokaklara
binbir taştan biri gibi döşesinler
nalan yüreğimi…

Delikanlıca sevmiştim,
seviyorum,
ve hep seveceğim kıyamete kadar seni…
Yalnız şimdi bin ah ediyorum
baktığın bütün aynalara;
kırılmasınlar,
göndermesinler ışığını yabanlara,
hep sana benim nazarım olsunlar…

Hikayeni çok sevdim
utandım
galiba biraz mahremindeydim
masallar perisi…
Sözümüz olamaz elbette kadere,
ışığın diye hep sarılmışız bize düşen kedere,
kimi gün Mecnun kimi zaman Kerem,
sevincindir diye gönlümüzü açmışız çilelere…

Elbette bu bir veda değildir sana,
bir eylül esintisine bırakıyorum ten kokunu…
Yorulmayı göze aldım
derin bir iç çekişle,
benden toz edip uzaklaştırdığın
toplayabildiğim aklımla
dönüyorum gerilere,
Seni tanımadan önceki bir zamana;
nefesinin olmadığı,
unuttuğum,
rüyasız bir hayata,
imkansıza,
başlıyorum dönüş yolculuğuna
Sen olmadan tek başına…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın