Büyünün nirengi gece

Bir sır bir muamma bir gizem
büyünün nirengi gece,
bir demet gül hüznün
rüyaların mehtabı
aşkı ölümcül hülya
nefesi ab-ı hayat
masallar ülkesinin son kadını;
gözlerinde fışkıran yanardağlar
taparcasına diz çöktürüyor
yüzündeki sonsuzluk ışığı
çağırıyor kalbimi,
gözlerin var oldukça senden kopamıyorum
aşkını bir tufan gibi içimde taşıyorum
sahibisin eşsiz mutluluk konaklarının,
aşk melekleri adınadır yakarışım
ilkbahar koynunda hayat bulayım
kara sevdalıyım kapında
sesini duymadığımda boğuluyorum cellat urganlarında
günahına talibim sen siyah lalenin
ben korkuları değil ay ışığı istiyorum

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir ayrılık

Yalnızlığım alev alev, yanımda götürüyorum
hicranına bestelenmiş şarkılar dilimde
gittiğim şehirlerin sokaklarında
ölümsüz şiirleri ararım
asil tebessümün rehberlik yapar
geceleri leyli saçlarını tararım,
mehtabı taşıyan bakışlarının,
yanan dudaklarının izini sürerim
muhabbet kuşu olur kıskançlıktan çıldırırım
hayallerimi peşine gönderir
sen gelene kadar umutla kapılarda beklerim

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Leyli lâl…

Bitmiyor,
geçmez zaman sensiz böyle,
sen orada ben burada,
yokluğunla yüklenmişim
dağlar sırtımda…
Geçtiğim yollar gelse dile,
anlatırlar,
çaresiz sevgine koşan adımları,
güzel huri için çekiliyor
bütün bir dünya efkarı,
varsın büyüsün ayrılık acısı…
Bazen öyle korkuyorum ki vuslattan;
seni kaybetmekse,
bitmesin ebedi hasretin…
Razıyım sonsuza kadar beklemekse,
saadet; yaşamak diyorsan hayalinle,
kapında eşik olurum,
her gün beklerim
değsin sevdiğim o topukların…
Yorulduğunda,
tutunacağın tırabzan olurum,
sıkıca kavranırım
parmaklarının arasında…
Umut bu ya;
korku vuslatsa; nefesine tutunurum,
gölgene arkadaş,
görünmeyen yoldaşın olurum…
Güzel kokulu sümbüle
sarılmış toprağı,
gülen yüzünün
çerağında yanan mumun olurum…
Geçmiyor zaman yokluğunda;
yalnız, yapayalnızım;
leyli lâl halim…
Ahu gözlerinden çok uzakta
hüzünlü yüreğim;
aşklar adına yakılmış ateşlerin
yükselen alevlerinde
kaynayan sevgili kokusu olsa,
teninde kaybolsa
bir ömür seninle,
senin sıcaklığında çarpsa…
Ram olurum sana
seninle bir hayata ruyi mahım…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Semahta ruhlar…

Her gün yazdığım adressiz mektuplar
eline değmeden geri dönüyor…
Çaresiz kelimelere,
ümitsiz hecelere,
söz geçiremiyorum
yeter artık diyen hüzünlere…
Feri tükendi hayallerin;
artık zorlanıyorum,
gelmek istemiyorlar sana…
Öylesine kırgın;
Rüya son olmalıydı
yeniden, başa dönmeden…
Bir çınar kök salmıştı derinlerde sevginle,
gökyüzüyle kucaklaşan yaprakları
seninle sonsuz bir hayatı,
yan yana koyduğum dizeler
bir aşkı masalı,
yaratmıştı seninle…
Öylesine kırgınlar ki;
sana yönelmiş bütün mısralar,
bütün bir âleme uzanan yakarışlar,
etrafında sema yapan ruhlar,
sana bakıyorlar;
hiç durmadan bir aşkı sana anlatıyorlar…
Anlıyorlar ki;
anlamadığın lisanla konuşuyorlar…
Kimi zaman;
“öğrendikleri kalbini” açsa gösterseler,
vursalar yüzüne çıplaklığını,
anlatamadıklarını,
nasıl anlatacaklarını,
şaşırmışlar, bana soruyorlar…
Gözlerim kararmış dönüyor sevdadan,
raks ediyor saçının her bir telinde,
birinden birine,
diğerinden öbürüne,
şaşkın, uzun bir yolculukta,
saymaya çalışıyor
yitirmiş aklını, deliler gibi…
Gözlerinle karşılaşıyor serkeş,
leblerine takılan gözlerim itaate başlıyor…
Geceler sensiz şeb-i Yelda’da …
Atamıyor yine bu üftade kalbim
seni, yazıyorum yazmasına da
isyanda hali pür melalim…
Daha ne kadar sürecek? Bilmiyorum…
Gönlüm yanaşmıyor
olmadığın bir zamana,
geri dönseler de kelimeler
dudaklarımdan ismini,
azat edemiyorum bir türlü…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Teksin, Sensin

Bahardı mevsimlerden,
leylak kokusu vardı
ilk dokunduğumda
yumuşak kadife tenine …
Bahçelerde açmıştı bin bir çiçek,
kuşların dilinde
seni tarif eden mutluluk şarkıları…
Solurken derin bir hülyayı,
anlamadım nasıl nereden doldu
kirlenmiş ten kokuları,
solmuş nefesler sardı bahçeleri,
kayboldu muhabbetin dilleri…
Şaşırdım!
İrkildim!
Korkuttum;
gül bahçelerinin o zarif şakıyan bülbülünü…
Korktum!
Kaybetmekten, sakındım kem gözlerden…
Kırdım sürgünleri,
çiğnedim tomurcukları…
Tutamadım çiçekleri,
avuçlarımda soldular…
Allah aşkına paylaşılır mı?
Pembe kanatlı kelebek,
zannettim yaban ellerde kırılacak,
bu taze güzel melek…
Arkamı dönüp gitmeli miydim?
Ama ölesiye sevmiştim…
Binlerce terk ettim,
her defasında dayanamadım
yalvarırcasına peşinden gittim…
Olmadı daha çok kırdım,
ama o kadar daha çok sevdim…
Havadan, sudan, toprağından
kıskandım…
Kara sevdasına yakalandım…
Mesafeler boyu leylak kokusu aradım…
Sümbüller, laleler, manolyalar,
bitmiyor baktım;
karşımda ıtırlar, yaseminler, burcular…
Kör oldu gözlerim,
sonunda uzaklaştım
bütün kokulardan…
Kendini bana tarif edenlere
hep senin adını verdim…
İşte bak! Bir ömür geldi geçiyor,
yeminim;
evvelim de sensin ahirim…
Teksin, sensin kadınım benim…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın