Sende yaşadıklarım…

Sönmeyen bir meş’aleyi tutuşturdun ellerime,
gücün alevlerde,
ruhu çıldırtan
aklı yok eden büyünün
ateşle buluşmasıdır
sende yaşadıklarım…
Kalbin tendeki sıcaklığı gibi taptazesin,
sarmış bütün gönlümü kıvılcımların
kızıllığı kadar muhteşem ateşle raksın,
seyrederken eriyorum,
tükenip yok oluyorum,
sonsuzluğu taşıyorsun avuçlarında,
yakıyorsun, zevke dönüyor feryadım,
kaldıramıyorum başımı,
hiddetinin tutsağıyım,
her seslenişinde yeniden doğuyorum hayata,
aydınlıkların kibri, gecelerin büyüsü
nutkumu tutan gözlerindeyim
bakışların buyruğun oluyor
hükmediyorsun, hükümransın
kudretine eğiliyorum…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir eylül esintine bırakıyorum ten kokunu…

Dün akşam oturdum
yazdığın hikayeni izledim,
fotoğraflarına baktım,
yelkovan
gece karanlığını
öyle acele kovalamış ki;
kaşına, bir de gözlerine henüz bakmıştım,
tan ağarırken fark ettim,
sabahın kızıl ışıkları dudaklarında…

Gökçe kadın meleğisin dünyamın,
cennet yüzün, Firdevs gözlerinde…
Çok yakınım hayatına
dudakların kızıl elma
dokunamıyorum
yanıyorum kor ateşinde…
Öyle yücesin ki;
avuçlarında mavi gökyüzü,
eğiliyorum,
yıldızlar gibi gücün önünde…
Hali hakikatimi anlattım hep sana
kabul ediyorum artık,
hikayeni okuduktan sonra
gurbet düşüyor artık bana…

Ayrılık hüznü kirpiklerimde iki damla,
o da kuruyor düşmeden daha,
hançer olup batsa da kalbime
karanlıkları yırtan sevda çığlıklarım,
bitmeyecek ince sızısıyla
gitmeliyim senden çok uzaklara,
hem de seni hiç yaşamamış gibi
ölüm gibi kaybolmalıyım
sessizce,
silmeliyim, sana dair ezberimdeki bütün düşleri…
Dönmemek üzere
kaf dağı ardına bırakmalıyım bütün ümitlerimi,
mutlu olacaksan
çiğnediğin sokaklara
binbir taştan biri gibi döşesinler
nalan yüreğimi…

Delikanlıca sevmiştim,
seviyorum,
ve hep seveceğim kıyamete kadar seni…
Yalnız şimdi bin ah ediyorum
baktığın bütün aynalara;
kırılmasınlar,
göndermesinler ışığını yabanlara,
hep sana benim nazarım olsunlar…

Hikayeni çok sevdim
utandım
galiba biraz mahremindeydim
masallar perisi…
Sözümüz olamaz elbette kadere,
ışığın diye hep sarılmışız bize düşen kedere,
kimi gün Mecnun kimi zaman Kerem,
sevincindir diye gönlümüzü açmışız çilelere…

Elbette bu bir veda değildir sana,
bir eylül esintisine bırakıyorum ten kokunu…
Yorulmayı göze aldım
derin bir iç çekişle,
benden toz edip uzaklaştırdığın
toplayabildiğim aklımla
dönüyorum gerilere,
Seni tanımadan önceki bir zamana;
nefesinin olmadığı,
unuttuğum,
rüyasız bir hayata,
imkansıza,
başlıyorum dönüş yolculuğuna
Sen olmadan tek başına…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Büyünün nirengi gece

Bir sır bir muamma bir gizem
büyünün nirengi gece,
bir demet gül hüznün
rüyaların mehtabı
aşkı ölümcül hülya
nefesi ab-ı hayat
masallar ülkesinin son kadını;
gözlerinde fışkıran yanardağlar
taparcasına diz çöktürüyor
yüzündeki sonsuzluk ışığı
çağırıyor kalbimi,
gözlerin var oldukça senden kopamıyorum
aşkını bir tufan gibi içimde taşıyorum
sahibisin eşsiz mutluluk konaklarının,
aşk melekleri adınadır yakarışım
ilkbahar koynunda hayat bulayım
kara sevdalıyım kapında
sesini duymadığımda boğuluyorum cellat urganlarında
günahına talibim sen siyah lalenin
ben korkuları değil ay ışığı istiyorum

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir ayrılık

Yalnızlığım alev alev, yanımda götürüyorum
hicranına bestelenmiş şarkılar dilimde
gittiğim şehirlerin sokaklarında
ölümsüz şiirleri ararım
asil tebessümün rehberlik yapar
geceleri leyli saçlarını tararım,
mehtabı taşıyan bakışlarının,
yanan dudaklarının izini sürerim
muhabbet kuşu olur kıskançlıktan çıldırırım
hayallerimi peşine gönderir
sen gelene kadar umutla kapılarda beklerim

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Leyli lâl…

Bitmiyor,
geçmez zaman sensiz böyle,
sen orada ben burada,
yokluğunla yüklenmişim
dağlar sırtımda…
Geçtiğim yollar gelse dile,
anlatırlar,
çaresiz sevgine koşan adımları,
güzel huri için çekiliyor
bütün bir dünya efkarı,
varsın büyüsün ayrılık acısı…
Bazen öyle korkuyorum ki vuslattan;
seni kaybetmekse,
bitmesin ebedi hasretin…
Razıyım sonsuza kadar beklemekse,
saadet; yaşamak diyorsan hayalinle,
kapında eşik olurum,
her gün beklerim
değsin sevdiğim o topukların…
Yorulduğunda,
tutunacağın tırabzan olurum,
sıkıca kavranırım
parmaklarının arasında…
Umut bu ya;
korku vuslatsa; nefesine tutunurum,
gölgene arkadaş,
görünmeyen yoldaşın olurum…
Güzel kokulu sümbüle
sarılmış toprağı,
gülen yüzünün
çerağında yanan mumun olurum…
Geçmiyor zaman yokluğunda;
yalnız, yapayalnızım;
leyli lâl halim…
Ahu gözlerinden çok uzakta
hüzünlü yüreğim;
aşklar adına yakılmış ateşlerin
yükselen alevlerinde
kaynayan sevgili kokusu olsa,
teninde kaybolsa
bir ömür seninle,
senin sıcaklığında çarpsa…
Ram olurum sana
seninle bir hayata ruyi mahım…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın