Bergüzar

Bakınca yüzüne kayboluyorum
cennetin sokaklarında…
Gözlerinde huri ışığı;
büyüleyici…
Dudakların mey kadehi;
ayrılmasa dudaklarımdan…
Saçların hep geceleri özletiyor…
Hele o şiir sesin var ya;
alıyor ruhumu,
kaybolan nefesim oluyor…
Endamın bir ateş yakıyor;
korunda erimek istiyorum…
Tebessümünle;
kalbime teenni doluyor,
huzur arkadaşım oluyor…
O kadar güzel ki adın,
incitirim diye;
seslenmekten korkuyorum,
yazdığım mektuplarda
neden yok adın?
Karanlıklar bana yokluğunu hatırlatıyor
hep bir ışık arkasında seni arıyorum,
yansın istiyorum bütün ışıklar…
Yolculuktan dönerken
gözlerim hep pencerelerde;
seni hayal ediyorum…
Hele bir pazar sabahında
uykudan uyanışın,
bir ömür olmalı yanındayken…
Masal perisi, aşkın efendisi;
biliyorsun sen hayal değilsin,
mevsimler desen de sen, sevgilisin…
Sensiz geçen, kaybolmuş yıllar
adına; hüsranmış diyorum…
Kolay olmadı;
tutundum; ışığına,
buldum bir bergüzarı;
hasreti olsa da yaşatan sevgiyi
Seni; Firdevs’i…
Kaybolmasın ne olur ruhumun cenneti…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mübeccel

Tutuşturduğun o ateşle
hayatımın gerçeği,
tek sırdaşısın…

Sen; kanatlı bir melek değilsin,
sen; ne mehtap ne de bir ay ışığı,
gül bahçelerinin goncası değilsin…
Değilsin sen göklerin parlayan yıldızı…
Sen; gözlerimden akan yaşsın…
Sen; gecelerin haramısın…
Terk edemediğim acısın…
Gün ışığında dokunamadığım korku,
hayatın karanlığısın…
Dilimden düşmeyen
cehennem çığlığı,
yaşadığım günahlarımsın…

Sana öylesine bağlanmışım ki;
kalbim mübeccel olsa diyor…
Seni öylesine sevmişim ki;
gönlüm mübecceli istiyor…

Demiştim sana;
değilsen bile öyle,
şiirlerde hep güzel kal…
Hatıraları, aşkı anlatanlar
meraklanıyorlar…
Dillerden düşmeyen masallarda
sana bir ad koysunlar…

Ulu gördüm, aziz dedim
bakamadım ceylan gözlerine,
saydım seni,
eğildim önünde,
doğruldum kalktım ayağa
dokunamadım kaşlarının elifine…
Sadık kaldım
tutunamadım,
hiç bir başka dünya güzeline…

Seni görmek,
sana bakmak ve seni yaşamak…
Değil bir dilek,
katlanılmaz bir arzu,
seninle olmak…

Çok uzaklarda olsak da
çığı, ayazı, kışı koysalar da araya
bak hep yan yana ruhlarımız,
sarmaş dolaş, serhoş, kıyamdayız …

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sen ve ben

Hatırlıyorum sıradandı o gün,
bilemezdim ki rüzgar olup esecek,
fırtına olup kaderime hükmedeceksin bir gün…
Yüzündeki sevinçte öyle masum
öylesine çocuksu,
geleceğin müjdesi vardı,
hiç fark etmediğim dudaklarında…

Bir bahar vuslatı;
tir tir titreyen bedenin,
yankılanan haykırışlar,
ateşle kavrulan tenin,
seni terk eden ruhun,
bir aşkı hakikat mı
deli eden bir tutku,
yoksa hatırlamadığın;
öylesine bir günün
sıradan gecesi mi;
hiç bilmediğin, hiç tanımadığın
bir hayatı, hayatına getirmişti…

Değil o geceyi,
sadece seni,
kadınlığını anlatıyordu
müjdeyi veren
hiç fark etmediğim gözlerindeki ışıltı…

Ne kadar çokmuş meğer
fark edemediklerim,
eyvah!
Kaç mevsim, kaç ay,
yılları kaybetmişim…
Şimdi çocuklar gibiyim
seninle büyüdüm,
dünyaya sen diye bakıyorum…

Beyaz güvercin;
mutluluk; kanatlanıp uçmakmış,
kanatlarının gölgesindeyim..
Gökyüzü atlastan yatak olsa,
sarsam seni kollarıma,
kaybettiğim yıllara nazire,
sen ve ben,
bir beden
karışan nefeslerimizle
kaybolsak sonsuzlukta,
o günü yaşasak yeniden seninle,
sen ve ben…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sen hayatsın…

O kadar gerçek öyle yakınsın ki;
soluduğum nefes,
yaşadığım zaman, aklımsın…
Ellerin ellerimde ten sıcaklığın,
tek bir dudak dokunuşu, hayatsın…
Dert değil, uzaklarda oluşun
hicran acısı,
adına ne deniyorsa
özlem mi hasret mi yoksa,
yokluğun da olsa;
içinde sen olan
her şey o kadar güzel ki…
Bir türlü duyuramadığım;
sahipsiz yakarışlar,
yoksul, sessiz çığlıklar
hepsi sana diyorum…
Gösteriyorum yıldızları
başa konmamış taçları
hepsi sensin diyorum…
Mecnun’un destanında; Leyla,
Kerem’in sevdasında; Aslı
adını vermişler büyük aşklara…
Kelimelerde tükenmeyen
sihirli hecelerde bitmeyen
bir isim koysunlar bu sevdada
artık sana; Rüya…
Düşümde, düşlerimde
kederlerde, sevinçlerimde
öfkemde, mutluluğumda
o güzel yüzün takılı göz bebeklerimde…
Birlikte daldığımız uykumda
veda etmeden yavaşça
ayrılıyorsun ya seherlerde
kalıyorum sensiz,
sıcağınla yatağımda…
Şarapnel parçalarına dönüyor
darmadağın ruhum…
Hüznüm sonbahar ayrılığını
her gün yeniden yaşarken
içimden asla çıkmıyorsun…
Başlıyorum seni ezbere,
zikrimdesin,
rüzgarların önüne kattığım sesimdesin…
Arzusun,
isteksin,
tenindeki rayiha, dudaklarındaki tebessümle
sen hayatsın…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Turnalar

Turnalara açtım yalnızlığımı,
anlattım onlara sevgimi,
o kadar çok benziyor ki asaletleri
tıpkı senin gibi
dünya güzelleri..
Sardılar zarif boyunlarına
aşkının hikayesini,
koydular kanatlarına
sana olan sadakatimi,
buğulandı gözleri,
hüznümü sahiplendi her biri,
geliyorlar gönüllü elçiler hepsi…
Turnalar uçuyor; uçuyor turnalar…
Ağrıyan kalbimden bir demet acıyı,
yüzyıllık hasretin şahidi
taşıyorlar sana inancımı…
Yeryüzünün taçlı perisi;
turnalar çok hevesli,
sevdan için bir asır da olsa
kanat çırpacaklar,
öyle inandılar ki aşkına,
gül yüzüne meraklandılar,
yakalansalar da zalim avcılara,
büyük sevdaya bağlandılar…
Biliyorlar onlar da
umudu, umutsuzluğu,
yar için yanmayı, yakılmayı…
Kor ateşte yüreğim,
yokluğun alev alev sardı,
turnalar semahı
kavuşturacaktır mahidevranı…
Sen ey sultanlar sultanı!
Buzlar eridi,
mevsimler değişti,
turnalar da biliyor
ne kadar çok sevdiğimi…
Açtım gökyüzüne ellerimi;
İlahi!
Bitsin yeter, ayrılık mehiri…
O’na muhtacım
taşıyamıyorum Onsuzluk yükünü…
Yerle gök birleşti
sonsuzlukta yalnızım,
kaldım tek başına…
Yakarıyorum;
Artık O’na kavuşma vakti…
Bak işte! Topraklarına indi,
turnaların en gözde çiftleri…
Uzat o güzel ellerini,
dokun;
bana dokunur gibi…
Sev;
sevda elçisi turna kanatlarını
beni sever gibi…
Sen ey güzeller güzeli;
turnalar aşkına,
bırak gel yad elleri…
Yeminler olsun sana
hiç düşmeyecek dilimden;
büyük sevdanın, seninle doğan
ebedi aşk hikayesi…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın