Semahta ruhlar…

Her gün yazdığım adressiz mektuplar
eline değmeden geri dönüyor…
Çaresiz kelimelere,
ümitsiz hecelere,
söz geçiremiyorum
yeter artık diyen hüzünlere…
Feri tükendi hayallerin;
artık zorlanıyorum,
gelmek istemiyorlar sana…
Öylesine kırgın;
Rüya son olmalıydı
yeniden, başa dönmeden…
Bir çınar kök salmıştı derinlerde sevginle,
gökyüzüyle kucaklaşan yaprakları
seninle sonsuz bir hayatı,
yan yana koyduğum dizeler
bir aşkı masalı,
yaratmıştı seninle…
Öylesine kırgınlar ki;
sana yönelmiş bütün mısralar,
bütün bir âleme uzanan yakarışlar,
etrafında sema yapan ruhlar,
sana bakıyorlar;
hiç durmadan bir aşkı sana anlatıyorlar…
Anlıyorlar ki;
anlamadığın lisanla konuşuyorlar…
Kimi zaman;
“öğrendikleri kalbini” açsa gösterseler,
vursalar yüzüne çıplaklığını,
anlatamadıklarını,
nasıl anlatacaklarını,
şaşırmışlar, bana soruyorlar…
Gözlerim kararmış dönüyor sevdadan,
raks ediyor saçının her bir telinde,
birinden birine,
diğerinden öbürüne,
şaşkın, uzun bir yolculukta,
saymaya çalışıyor
yitirmiş aklını, deliler gibi…
Gözlerinle karşılaşıyor serkeş,
leblerine takılan gözlerim itaate başlıyor…
Geceler sensiz şeb-i Yelda’da …
Atamıyor yine bu üftade kalbim
seni, yazıyorum yazmasına da
isyanda hali pür melalim…
Daha ne kadar sürecek? Bilmiyorum…
Gönlüm yanaşmıyor
olmadığın bir zamana,
geri dönseler de kelimeler
dudaklarımdan ismini,
azat edemiyorum bir türlü…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Teksin, Sensin

Bahardı mevsimlerden,
leylak kokusu vardı
ilk dokunduğumda
yumuşak kadife tenine …
Bahçelerde açmıştı bin bir çiçek,
kuşların dilinde
seni tarif eden mutluluk şarkıları…
Solurken derin bir hülyayı,
anlamadım nasıl nereden doldu
kirlenmiş ten kokuları,
solmuş nefesler sardı bahçeleri,
kayboldu muhabbetin dilleri…
Şaşırdım!
İrkildim!
Korkuttum;
gül bahçelerinin o zarif şakıyan bülbülünü…
Korktum!
Kaybetmekten, sakındım kem gözlerden…
Kırdım sürgünleri,
çiğnedim tomurcukları…
Tutamadım çiçekleri,
avuçlarımda soldular…
Allah aşkına paylaşılır mı?
Pembe kanatlı kelebek,
zannettim yaban ellerde kırılacak,
bu taze güzel melek…
Arkamı dönüp gitmeli miydim?
Ama ölesiye sevmiştim…
Binlerce terk ettim,
her defasında dayanamadım
yalvarırcasına peşinden gittim…
Olmadı daha çok kırdım,
ama o kadar daha çok sevdim…
Havadan, sudan, toprağından
kıskandım…
Kara sevdasına yakalandım…
Mesafeler boyu leylak kokusu aradım…
Sümbüller, laleler, manolyalar,
bitmiyor baktım;
karşımda ıtırlar, yaseminler, burcular…
Kör oldu gözlerim,
sonunda uzaklaştım
bütün kokulardan…
Kendini bana tarif edenlere
hep senin adını verdim…
İşte bak! Bir ömür geldi geçiyor,
yeminim;
evvelim de sensin ahirim…
Teksin, sensin kadınım benim…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bergüzar

Bakınca yüzüne kayboluyorum
cennetin sokaklarında…
Gözlerinde huri ışığı;
büyüleyici…
Dudakların mey kadehi;
ayrılmasa dudaklarımdan…
Saçların hep geceleri özletiyor…
Hele o şiir sesin var ya;
alıyor ruhumu,
kaybolan nefesim oluyor…
Endamın bir ateş yakıyor;
korunda erimek istiyorum…
Tebessümünle;
kalbime teenni doluyor,
huzur arkadaşım oluyor…
O kadar güzel ki adın,
incitirim diye;
seslenmekten korkuyorum,
yazdığım mektuplarda
neden yok adın?
Karanlıklar bana yokluğunu hatırlatıyor
hep bir ışık arkasında seni arıyorum,
yansın istiyorum bütün ışıklar…
Yolculuktan dönerken
gözlerim hep pencerelerde;
seni hayal ediyorum…
Hele bir pazar sabahında
uykudan uyanışın,
bir ömür olmalı yanındayken…
Masal perisi, aşkın efendisi;
biliyorsun sen hayal değilsin,
mevsimler desen de sen, sevgilisin…
Sensiz geçen, kaybolmuş yıllar
adına; hüsranmış diyorum…
Kolay olmadı;
tutundum; ışığına,
buldum bir bergüzarı;
hasreti olsa da yaşatan sevgiyi
Seni; Firdevs’i…
Kaybolmasın ne olur ruhumun cenneti…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mübeccel

Tutuşturduğun o ateşle
hayatımın gerçeği,
tek sırdaşısın…

Sen; kanatlı bir melek değilsin,
sen; ne mehtap ne de bir ay ışığı,
gül bahçelerinin goncası değilsin…
Değilsin sen göklerin parlayan yıldızı…
Sen; gözlerimden akan yaşsın…
Sen; gecelerin haramısın…
Terk edemediğim acısın…
Gün ışığında dokunamadığım korku,
hayatın karanlığısın…
Dilimden düşmeyen
cehennem çığlığı,
yaşadığım günahlarımsın…

Sana öylesine bağlanmışım ki;
kalbim mübeccel olsa diyor…
Seni öylesine sevmişim ki;
gönlüm mübecceli istiyor…

Demiştim sana;
değilsen bile öyle,
şiirlerde hep güzel kal…
Hatıraları, aşkı anlatanlar
meraklanıyorlar…
Dillerden düşmeyen masallarda
sana bir ad koysunlar…

Ulu gördüm, aziz dedim
bakamadım ceylan gözlerine,
saydım seni,
eğildim önünde,
doğruldum kalktım ayağa
dokunamadım kaşlarının elifine…
Sadık kaldım
tutunamadım,
hiç bir başka dünya güzeline…

Seni görmek,
sana bakmak ve seni yaşamak…
Değil bir dilek,
katlanılmaz bir arzu,
seninle olmak…

Çok uzaklarda olsak da
çığı, ayazı, kışı koysalar da araya
bak hep yan yana ruhlarımız,
sarmaş dolaş, serhoş, kıyamdayız …

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sen ve ben

Hatırlıyorum sıradandı o gün,
bilemezdim ki rüzgar olup esecek,
fırtına olup kaderime hükmedeceksin bir gün…
Yüzündeki sevinçte öyle masum
öylesine çocuksu,
geleceğin müjdesi vardı,
hiç fark etmediğim dudaklarında…

Bir bahar vuslatı;
tir tir titreyen bedenin,
yankılanan haykırışlar,
ateşle kavrulan tenin,
seni terk eden ruhun,
bir aşkı hakikat mı
deli eden bir tutku,
yoksa hatırlamadığın;
öylesine bir günün
sıradan gecesi mi;
hiç bilmediğin, hiç tanımadığın
bir hayatı, hayatına getirmişti…

Değil o geceyi,
sadece seni,
kadınlığını anlatıyordu
müjdeyi veren
hiç fark etmediğim gözlerindeki ışıltı…

Ne kadar çokmuş meğer
fark edemediklerim,
eyvah!
Kaç mevsim, kaç ay,
yılları kaybetmişim…
Şimdi çocuklar gibiyim
seninle büyüdüm,
dünyaya sen diye bakıyorum…

Beyaz güvercin;
mutluluk; kanatlanıp uçmakmış,
kanatlarının gölgesindeyim..
Gökyüzü atlastan yatak olsa,
sarsam seni kollarıma,
kaybettiğim yıllara nazire,
sen ve ben,
bir beden
karışan nefeslerimizle
kaybolsak sonsuzlukta,
o günü yaşasak yeniden seninle,
sen ve ben…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın