Kardelen

Ne olur buzlar çözülse
yüksek tepelerde,
bak aşağılarda
ne güzel çiçekler açmış,
kuşlar şakıyor,
hayat var aşağılarda…
Kardelen yalnız tek başına
karlar üstünde
çoktan boy verdi,
yazık boynu bükük…
Hercai bu gün de yok…
Umutlarının neredeyse bittiği
karanlık gecelerde
hayat o kadar çekilmez oluyor ki;
soğuk esintiler üşütüyor,
çok korumasız, titriyor,
ya gün doğmadan tükenirse,
sarılıyor yorgan gibi hayallerine;
hani bir zamanlar tek bir kucaklaşma,
bir tek dokunuş,
yaşadığı bir dudak teması,
göz göze geldikleri
var ya rüya anı…
Hercai;
her gecenin bir ezberi,
her gecenin bir tekrarı…
Aynı düşler olmasa biliyor ki;
veda edecek, dayanamayacak
soğuğa, sert esen rüzgarlara…
Bir defa, tek bir defa
yeniden o kavuşma anını görmek,
kısa da olsa o anı yeniden yaşamak,
hepsi bu…
Her yeni bir sabahın özlemi;
kitaplara taşınan
hercai sevdasında kardelen…
O kısacık hercai sıcaklığının
o dayanılmaz ateşinde
nefes buluyor,
yaşıyor kardelen…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ceza…

Çok uzaklardan
baktım yar yar diye sana…
Görmüştüm bin bir çiçek saçlarında
muhabbet kuşları imreniyordu
bir hayat vardı sanki bakışlarında,
seninle dalmıştım mesut hülyalara…
Aldandım tek bir dokunuşuna
her gün misafir ettim
hiç çıkmadığın rüyalarıma…
Mehr-i müsamma olmuştu
kara sevdam sana…
Ben yoksuldum sen bir Karun,
boyun eğdim gücüne
muhtaçtım; çöllerde
yangınlarda kaldım erimiştim…
Susuz ve aç,
el açtım sana,
fakirdim; sen bir sultan,
boyun eğdim tacına…
Gariptim; satın aldığın biçare gönlümü
pazarlarda bıraktım
ayakların altına,
boynumda takılı esaret zincirlerini,
aldın avuçlarına…
Sahipsizdim; ram oldum yüceliğine,
melûl mahzun baktım yüzüne…
Kırbaçlandım; atıldım tek başına dehlizlere,
kaldıramadım başımı günlerce,
acı içinde yandım, yakıldım;
karanlık cezalısı oldum…
Yasakladın uykuları, perişanım…
dillerim lâl oldu konuşamıyorum,
göremiyorum dağladın gözlerimi,
ışığını unuttum…
Sema kapkaranlık bak gökyüzüne
yıldızlar kaybolmuşlar
utançlarından peçe takmışlar yüzlerine
verdiğin acılardan
sevgi melekleri mahcuplar
korku var gözlerinde…
Silinmiş vicdanlara
yakarıyorlar;
cehennemlerde olmayan azaplar
yeter! Kalksın artık aşkına cezalar…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İki nefes, iki hıçkırık…

Avuçlarındaki yazgısıyla
hayata tutunan
nefeslerimiz;
bilerek hazırlanıyorlar son yolculuğuna,
gönlümüz;
bihaber, hala yirmili yaş sevdalarında…
Dede nine derken,
gidenin gelmeyeceğini,
anlamadık anne babada da…
Sıra, sınıf, oyun arkadaşı
duyunca uzaklardan yarenleri,
belli ki, hemen ardımızda
yakın takipteyiz anlaşılan,
durduracak kalbimizi…
Bir hıçkırıkla yola çıktığımız an
ikinci hıçkırıkla bakmışız
bitiyor bütün zaman…
İşte hayat;
iki nefes
iki hıçkırık
ve başlayıp biten
doğum-ölüm durağı…
Henüz anlamamıştık geçen zamanı
hissedince arkamızdaki karartıyı
ne kadar da kısaymış yolculuk
diyeceğiz…
Ne bir tatlı hayal kalacak
ne de özenle sakladığımız bir hatıra…
Varsa sevgili yâre
bir vaadiniz dualarınızda,
mahşere götürmek üzere
sıkıca tutarak avuçlarınızda
iki metre bez
ve;
bir kaç kürekle,
karışacağız kara topraklara…
Biz olmadan doğacak
güneş yine
günün her yeni sabahında dünyaya…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Azap çukurları…

Yazamıyorum başkasını
hüzünler, sitemler, isyanlar,
methiyeler, sevgiler hep sana
yerle gökyüzü birleşse
bakıyorum sen hep ayakta,
şiirlere sığmayan sen,
hikayemin kahramanı,
kara sevdamın kadını,
söylenecek o kadar söz var ki sana,
seninle vedalaşırken
kalbime gömdüm bütün acıları,
değiştirdin, sildin bütün eski yazıları,
şimdi oturdum sana
yeniden mektup yazmaya,
taşıyamadığım bir ağırlık var ruhumda,
ulaşmasa gizli de kalsa
yazmak istiyorum sana.
Engereklere sokturdun,
kusuyorum hiç bitmiyor ki zehirleri
cam kırıklarını nasıl boşalttın ellerime,
tutamıyorum kalemleri
yazdığım her kelime keskin bir bıçak,
sözlerin birer alev topu,
efsunlar büyüler, sihirler,
bütün gizli güçler
hepsi senin adına sırada
kurtulamıyorum,
bağlanmışım yağlı sicimle,
her kurtulma çabası
dönüyor bir hüsrana,
kapatılıyorum karanlık odalara
yükseliyor sessiz çığlıklarım arşa,
haydi ne olursun çıksın sesin,
kanımı donduran o acı sözlerin
azap çukurlarına dolsun
dayanamıyorum yeter artık
gül kokan nefesin,
esaret zincirleri ile bağladığın ruhumu
bana geri versin…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hayat verdin…

Bana hayatımı geri verdin,
hayat verdin…
Yanında olmayı ne kadar çok isterdim…
Seninle havadan sudan konuşmak,
anı yaşamak isterdim…
Sevgi sözcükleri söylemeden
yalnız sana bakmayı
ne kadar çok isterdim…
Öyle uzaklardasın ki;
söyleyemediğim duygularımı,
sen deyince, mutluluktan titreyen ruhumu,
seni anlattığım
bahar esintilerinden
söz aldım, getirecekler sana…
Geçtikleri her yere;
senden bir seda,
bir gülümseme bırakacaklar…
Paylaşacaklar güzelliklerini,
anlatacaklar seni;
solmuş çiçekler açacak,
mutsuz yüzler gülecek,
çocuklar seni çok sevecek…
Öyle çok özlüyorum ki seni;
gözlerinin o ışıltısını,
baktığında o mahcup
pembeleşen o güzel yüzünü,
sana bakmayı
ne kadar çok istiyorum…
Çok uzaklardasın ama olsun;
muhabbet kuşlarını kıskandıracak
kalbimde taşıdığım bağlılığımı
gönderiyorum ya sana
o bile yetiyor bana…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın