Eylül…

Yeryüzünü rahmet
yağmurları
kirlerden
arındırıyor
lekelenmiş beyaz
aldırmıyor, masum
rolü oynuyor
utandıran yalancı
duygular
günahlarında
gömülüyor
yasını tutuyorum
düşlerinin,
hayaller tarumar
umutlar kıyamete
taşınıyor
atılan her adım
ölümü bir katre
daha
yakınlaştırıyor
ruhumun kederinden
habersiz
Eylül’de Mihrican
tahtından
indiriliyor…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Asrın onda biri…

Onda birinde asrın;
sanadır yakarışlarım
saçının her bir teli
gözlerinin ışığı
mısralarla kucaklaştı
binlerce seçkin kelime
özenle endamını anlattı
arzulu muhabbetinle
isyandaki mesafelere aldırmadan
gökyüzünde yürüyüşe çıktı
uyku mahmurluğunda
rüyalarda söyleşti seninle ruhum,
onda birinde asrın;
sabahladım
hiç bitmeyen vuslat dualarıyla,
ismin dilimde terennümde
sesindeki ezgiler
yüzündeki tebbesüm
dudaklarım hep varlığını heceledi
gönlümün hasretiyle buluştular
onda birinde asrın;
yakarışlarım arşa yükselmişken
gözlerin kapattı kapılarını
şiirlerin efsunuydu oysa bakışların
artık gün ışığı haram
yıldızsız gecelere mahkum biçare halim…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sen Çıkageldin

Acıları gömdüğüm anılar bahçesinde
kederlerimde
bir peri kızını aramışım
Sen çıkageldin uzaklardan
çok uzaklardan;
laleler ülkesinden,
kırıldı kederlerin büyülü kadehi
yakıcı bir ateşmiş meğer
yokluğun yüreğimde,
gözlerindeki günahların kahkahasıyla
gizli bir deniz oldun içimde
fırtınalarını sana anlatmaya yetmedi denizin
kelimeler çaresiz kaldı
ara vermeden her gece
yıldızlar yağdı şiirlerime
aklını yitiren ruhlar gibi
okşadı durdu bedenimi meltemlerin,
içi yalnızlıkla dolu olan odamda
aşk için çarpan yüreğim
gözlerinin sınırsız mehtabında
barınak aradı
bir sır gibi zarif bedeninde
izin ver tüm varlığım sende kaybolsun
bulamasınlar benden bir iz
taçlandıralım aşkın o erişilmez büyüsünü
bırak ellerini aşk dolu ellerimin kucağına
kaybolsun sevdalı dudaklarımın okşayışında
hayat bulayım ebedi tutsaklığında…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dermanına muhtacım

Gece siyahı saçlarının esintisiyle gelen mısralar
çıplak siluetini anlatırlar
vuslat kokan gülüsün gülistanın
kokladıkça açılır kapıları aşiyanın
dara düşmüş kalbin isyanıdır hatıralar
gözlerinle aldattığın ölümsüz baharına
gönderiyorum ruhumu
müebbet fermanını vermiş sultanım
saraylı bir ahu kıskanırdı cazibeni
başkaldırıp hep sorardı
neden vurgunsun ateşten dilbere
bilmez ki;
sensiz bütün mevsimler kederli
sensiz bütün yollar düş kırıklığı
kalbimde şiddetlidir hasretinin ayrılık zelzelesi
senelerdir acılarla yaşarım
ayrılığın kaçıncı seneyi devriyesi
gönül kapındayım
içir ab-ı hayatı sultanım,
dermanına muhtacım…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kandil

Her gece bir kandil söndürmek isterim sokağınızda
kahrından yıllanmış şarapla aşk sarhoşu
gözlerimde
ışıldayan dolunay mehtabı taşır bakışların
her dolu kadehe tebessümün aks eder
her bir yudumda omuzların raks eder
uyku yolunu şaşırır
güneş taze gelin gibi nazlıdır
sabah olur kapınızda
çiğdemler açar
mor gülüşüyle aynaları sever gözlerin
yar kokusu yayılır sokaklara
yalnızlığım umuttur, düşünle avunur
gece gündüz hayaline sarılırım
yürürken her sabah adımların bana koşar
dilimde başlar her makamdan şarkılar
heceler gül kokulu ayaklarını öperler
buseli rüzgarlar önünde diz çöken yüreğime ;
hicranın der, şiirlerini koyarlar…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın