Afet

Hüzün dudaklarında istihzalı tebessüm,
ağıtlar, kahkahaları hayal dilberinin
koymak istiyorum heceleri kuş kanatlarına,
süzülsünler merhamet yurduna,
gül kokulu mısralar
sonsuzluğun sırlarını anlatsınlar
vefasına arz ettiğim
baktıkça esarete dönüşen gönlümün büyülü dilberine
ruhumun fermanıdır yokluğun
baktığımda öpesi geliyor mahur bakışlarını
gündüzle gün batımının kucaklaştığı
koyulaşan gökyüzünün altında
muhteşemdin siyah dantelalı elbisenle
kaderini değiştirdin dünyamın
hayatıma giren uzaktan bakışların
salınıp durduğun ahengin tılsımında
afet olup bıraktın beni zelzelelerin koynuna
ölüm gibi ıstırap yaşatıyorsun
kalp yangınında alevler içindeyim
ve her tan ağarmasında rüyalarımdan ayrılışında
ardından çıkıp düşlerimi kovalıyorum
ne yılları sayıyorum
ne de artık takvim yapraklarını
yüreğinin dergahında
sır olup kaybolmak istiyorum

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Vesveseler girdabı

Azgın Karadeniz dalgalarıdır
vesveseler girdabıdır
kıskançlıklarım
hep hüznün kumsalında dolaşırım
pırlanta gülüşüne sarhoş kuş olur
mum ışığıyla aydınlanmış pencerende,
konar umutlarım
kapanır gözlerim başlar sessiz ayine,
hayalin yanı başımda
yürütür ateş üstünde
zevk ırmağında titrerim
bana hükmeden
savurduğun saçların,
rüyalarım olur
yanı başımdayken biriktirdiklerim,
filizlenir geceleri
aşkın hep tazedir
vuslatını kucaklamak için
desturunu beklerim,
ne kadar oldu bulutların arkasında kaldı yüzün,
geceler boyu titriyorum yasından,
bengisu dökülse kalbime
sabırla ebedi beklerim
bitmeyen hasretinin
muhafızı olurum endamının
kara bahtım
derdimin yangını,
umudum oldu her kaş çatışın
özledim çığlık atan mektuplarını
öyle büyük ki hatıraların;
kabzedilmiş ruhum
damarlarımda dolaşan kanım
masallarda yazılmış ebedidir adın…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tanrı Misafiriyim

İlk fark ettiğinde
gözlerim yanıp tutuştu akkor dudaklarına
bir ömür vuslatını bekledi durdu
ayrılıkla ve hüzünle sınandı
kıvrandı kahırlar geceleri doldurdu
acılar yorgan oldu
çok ötelerden bakıyorum hayaline
yıldız oluyor yakıyor ruhumu çaresizliğim
bir serabın gölgesine yürüyorum
kara, kapkara bir büyü mü yalnızlığım?
Bekliyorum sonu gelmeyen azabını
direniyorum;
surları yıkılmış kuşatılmış ayrılık şehrinin
amber kokulu güzelinin yokluğuna.
Sensiz yapamıyorum
mehtabında menekşeler açan ipek yüzlü kadın,
dön,
ben zifiri karanlıkta ışığı arayan gözleriyle
Tanrı misafiriyim…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şiirine İsim

Yas’ını “Bu son fasıldır” yaşatıyor
kaç isim gönderdin kitabına
hepsi “son” diyor.
Nihayetlendirdiğin rüyalara
acıları bıraktın,
her sabah inlemelerim
hırçınlaşmış hayallerim
sana gelmek istiyorlar yeniden.
Bir bilsen nasıl üzülüyorum
mabedimin namahremindeki
sadece ikimizin bildiği bir masala
Himalaya’yı görmedikçe kim inanırdı
yüreğimin gizemli izini
bin bir bohçada ellerinde
bahtımı taşıyan ömrümün devranı.
Bir asır oldu
her yüreğin harcı değil bu kadar uzun hasret,
senli umutları öylesine biriktirdim ki; gireceğin
kapıdan başkasını görmüyor artık gözlerim…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Üşüyorum

Gökyüzü yıkılmış hayallerimin üstüne,
olmadığın dünya karanlık,
âmâyım görmüyorum,
duymuyorum
başka sesleri
kanatları kırılmış kelebeğim
evren deli divane
ölümden habersiz yolunda bezgin seyyah
yokluğunu sonsuzluğa uğurluyorum…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın