Karanlıkları kaldır yüreğimden…

Şarkıların süzülen nağmesi,
alev saçlı, ebruya takılır bakışlarım,
bir serap mı derim yoksa bir hayal mi
sevdasının ihtişamından ayrılmak istemez gözlerim…
Yedi yıl Samanyolu’nda saklanmış yıldız
anka bakışlarıyla aydınlatır karanlıkları,
gök kuşağı renklerindeki büyülü sesiyle
gönlüm yağız bir küheylan gibi kanatlanır,
ipek gülüşüyle ruhumu sarar…
Yıllar boyu yaşlar dökülür
hicranına ağlar durur geceler boyu gözlerim,
aşkın; sona ermeyecek korku, ölümcül bir hülyadır
bir sır, gizem dolu bir şarkıdır
bazen müjde olur,
bazen başımı alan cellat
ayrılıklarıyla; kadehimde ıstırap
karanlık mahzenlerde mahpus,
umudumla sahra çöllerinde
güneşe mahkum ölümü yaşarım
mutluluk tahtının mihracesi,
bana gülmeyi öğret bakışlarınla,
karalıkları kaldır yüreğimden
sonbahardan uzak tut,
korkuyorum ayrılık rüzgarlarından…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gitmek için yola çıkmak gerek, Sevmek için gönül gerek…

Ahü fizara hapsolmuş halim
bir ahuya giryan olmuş divane
akıttığında nazarını
hikmettir demişiz gördüğümüzde murat dediğimiz mahcemalini,
bulmak için yola çıkmak gerek demişiz
düşmüşüz yalınayak arzuyla
sevmek için gönül gerek demişiz
bağlanmışız bilmediğimiz varlığına,
tutunduğumuz bir tek nefesine
tükettiğimiz binbir nefes yetmemiş
akan bir damla gönül safası için
bir ömür yola revan olmaya aşk demişiz
geceler yorgun
uğruna gurup ile tanı hercümerç etmişiz
insafa muhtaç avare
bilmem kaç bin kere yakarışla daha
bitmeyecek ezberi olacakmış dilimizdeki vuslat zikri…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bilmiyorsun…

Bilmediğin o kadar çok şey var ki
sana dair yaşadıklarımda
gecelerde hem hasretim hem de yârim oluyorsun,
sabahları taşıyamadığım ayrılığım dokunamadığım bir kor ateş oluyorsun,
lafügüzaf değil yakarışlarım
gönül denen muamma ile tanışmışım
taa başından bir kere

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Can tenden uzaklaşınca…

Can uzaklaşınca tenden…

Garanti veremiyoruz ki bir iki dakika sonrasına…
dikemedik ölümsüzlüğü yakamıza…

Korkulan işte o an gelmiştir…
davet beklemeden, kapı çalmadan girer içeri…
vakit tamamdır, demez bile… zaman bitti…

Beniz döner muma …
Kimi gözler alabildiğine açıktır, korkudan mı, yoksa çok mu zorla…
Kimi dudaklarda inadına tebessüm,
yolculuk kimbilir belki de olacak dostça…
ellerimle astığım saat durmuştur, aynı salisede…
görevini yapar…adı Azrail’dir… odur çünkü işi

Duyulur mu bilmem,can uzaklaşınca tenden
emanetini vermiştir beden;
sararmış, kavruk, son defa yıkanmayı bekler, habersizdir her şeyden…
ve… konulur musalla taşına…

Yetişenler kıyamdadır son namazında…
haklarını helal ederler…

sıra bekleyenler…
bir iki göz yaşı dökecekler arkamızdan…
kırdıklarımız oldu… beyhude sevinecekler mi bilmem…

İşte son yolculuk, sonsuzluğa…
elveda… geride kalanlara…

ve… bir tabut ve bir kaç metre bezden kefen…
dökülür topraklar…
Gökyüzü yok…gök kubbe kaybolmuştur birden…

Doğumda vermişlerdi…
yazacaklar üstüne; şudur adı…
ve… son milat;
Kuşkusuz herkes için de olacak bir mezar taşı…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Avare umutlarım…

Gecelerin kokuları üstüme siniyor
zifiri karanlıktayım
tutuyorsun ellerimden
sürüklüyorsun beni aşkın otağına
karanlık saçlarının utangaçlığında
kayboluyorum
Serin rüzgarın şehvetiyle soluk alıp veriyor hayallerim
gözlerimi alamadığım
pencerenin ardındaki saklı hazinenin
mor sıcaklığını
arzuluyorum
çılgınca sevişme isteğiyle
kalbim göğüs kafesimi zorluyor
bensiz koşmak istiyor sana
seslerin sustuğu sokağınızda
saat beş olmuş
feri sönüyor gecenin
gün ışığı nazlı tebessümün gibi yüzümü okşarken
avare umutlarımla
ayrılıyorum mutlu sokağınızdan…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın