Bilmiyorsun…

Bilmediğin o kadar çok şey var ki
sana dair yaşadıklarımda
gecelerde hem hasretim hem de yârim oluyorsun,
sabahları taşıyamadığım ayrılığım dokunamadığım bir kor ateş oluyorsun,
lafügüzaf değil yakarışlarım
gönül denen muamma ile tanışmışım
taa başından bir kere

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Can tenden uzaklaşınca…

Can uzaklaşınca tenden…

Garanti veremiyoruz ki bir iki dakika sonrasına…
dikemedik ölümsüzlüğü yakamıza…

Korkulan işte o an gelmiştir…
davet beklemeden, kapı çalmadan girer içeri…
vakit tamamdır, demez bile… zaman bitti…

Beniz döner muma …
Kimi gözler alabildiğine açıktır, korkudan mı, yoksa çok mu zorla…
Kimi dudaklarda inadına tebessüm,
yolculuk kimbilir belki de olacak dostça…
ellerimle astığım saat durmuştur, aynı salisede…
görevini yapar…adı Azrail’dir… odur çünkü işi

Duyulur mu bilmem,can uzaklaşınca tenden
emanetini vermiştir beden;
sararmış, kavruk, son defa yıkanmayı bekler, habersizdir her şeyden…
ve… konulur musalla taşına…

Yetişenler kıyamdadır son namazında…
haklarını helal ederler…

sıra bekleyenler…
bir iki göz yaşı dökecekler arkamızdan…
kırdıklarımız oldu… beyhude sevinecekler mi bilmem…

İşte son yolculuk, sonsuzluğa…
elveda… geride kalanlara…

ve… bir tabut ve bir kaç metre bezden kefen…
dökülür topraklar…
Gökyüzü yok…gök kubbe kaybolmuştur birden…

Doğumda vermişlerdi…
yazacaklar üstüne; şudur adı…
ve… son milat;
Kuşkusuz herkes için de olacak bir mezar taşı…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Avare umutlarım…

Gecelerin kokuları üstüme siniyor
zifiri karanlıktayım
tutuyorsun ellerimden
sürüklüyorsun beni aşkın otağına
karanlık saçlarının utangaçlığında
kayboluyorum
Serin rüzgarın şehvetiyle soluk alıp veriyor hayallerim
gözlerimi alamadığım
pencerenin ardındaki saklı hazinenin
mor sıcaklığını
arzuluyorum
çılgınca sevişme isteğiyle
kalbim göğüs kafesimi zorluyor
bensiz koşmak istiyor sana
seslerin sustuğu sokağınızda
saat beş olmuş
feri sönüyor gecenin
gün ışığı nazlı tebessümün gibi yüzümü okşarken
avare umutlarımla
ayrılıyorum mutlu sokağınızdan…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gece siyahı saçların…

Sesinin ahengiyle
bazen bir nehrin serinliğinde
buluyorum,
kayboluyorum sakin sularda hükmünü süren dalgalar gibi
bazen bir rüzgârda savruluyorum,
gözlerinin ışığında
yanardağın sıcak ateşinde dolaşıyorum
yok oluşu yaşıyorum,
ruhum yükseliyor
titriyor yüreğim
tebessümünle
yıldızlar salıveriyor kendilerini boşluğa…
Güzel yüzüne bakınca;
duruyor saatlerin akrebi yelkovanı
masallardaki düşleri
şiirlerde aşkları yaşıyorum
zaman ötesinin
bir başka evresinde dolaşıyorum hayatın …
Gece siyahı dağılmış saçların;
hülyası oluyor
çırılçıplak halinin…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sen içimdeki gizli denizsin…

İzin ver ne olur
çıkalım seninle hülyalı yola
dalalım uykuya rüyaların kanatlarında, başlasın
büyük özlemlerle dolu sınırsız bir dünya…
Sen içimdeki gizli denizsin,
bu denizde kopan fırtınayı
sana anlatmaya yetmiyor
çaresiz bakışıyor kelimeler…
Yenilmiş biriyim
aşkının itibarlı gölgesine sığınıyorum
pişmanım bütün söylediklerime
örselenmiş yüreğimle
dönüyorum yine sana…
Onulmaz acılarla ruhumu taçlandıran!
Aşkındır;
beni günahların, çılgınlıkların ortasında yalnız koyan,
bakıyorum gözlerine
getiremiyorum gerisini;
“Bırak ellerini
aşık ellerimin kucağına
titreyen tenlerimizle
ürpersin bütün geceler …”

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın