Bakışları oyalı…

Hayalinin sınırsız mehtabından
bu gün yine yıldızlar yağıyor
sesinle kulaklarım çınlıyor
yıldızların kıvılcımları
dantela gibi süslüyor şiirleri
aşk ateşi oluyor,
yakıp kavuruyor beni…

Aşka düşen bilir;
gönül aklını yitirir,
sen ki; gözleri güzellik ülkesinin aydınlık yolu
sen ki; bakışları oyalı kadehteki şarabım
sen ki; dudakları kan kırmızı çöl lalesi
melekler gibi sessiz geldiğin sabahı olmayan gecelerde
yalnız bırakma, terk etme beni
hep arzula
varlığındayım çünkü
Sende kaybolmuşum
kul olmuşum varlığına…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

“Hamdım, piştim, yandım”

“Dinle” diye başlıyor Mesnevi,
kâmil insanı dinle
hamlıktan kurtulan insanı dinlemeye başla,
dinlersen hamlığını anlarsın…
Hamlığın geçti; ne kadar piştin,
ne kadar piştiğini anlarsın…
Yandın mı yanmadın
ölçüye vurmadan anlayamazsın.
İnsanı yaratan Mevla
onu yetiştiren
yerini göstereni insan.
“Ben” deme
“Ben”‘i düşünme
“Kendini” görme
az konuş, çok dinle
Sen kıymetlisin;
“Değersin”, eğiliyorum önünde
itibara büyüklenerek küçülme…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Yalan rüzgârları…

Değer verdiğimiz tebessümler, dokunuşlar
oyun oynarken bizimle;
ümitler nasıl, nerede ve nereye kadar taşınabilir ki?
Bu kadar yanlışın içinde yaşarken
doğrunun hangi rüzgârlara tutunup da kaçtığını görememek çok acı
gelecek umutlarını taşıyacak zamanı nasıl da kaybediyoruz,
farkında olmadan,
tutunacağımız eyvahları
kayıp giden zamanı
önemsemeden.
Kimi zaman yalan rüzgârlarını önümüze katıp,
yalanların içinde doğruluk tabelasını gösterme becerisiyle
kendimizi aldatıyoruz.

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Çağıran güzelliğin…

Afet-i devran;
göz alıcı halin muhteşem
hangi uzağa gitsen
ışıltılı yıldızsın
ruhunla cezbediyorsun…
Çağıran güzelliğini seyretmek yetmiyor artık
merakım öylesine büyüyor ki,
dokunmak istiyorum tılsımına,
değse diyorum, sevse tenini ellerim,
biter mi renklerindeki büyülerin?
Yoksa kızıl ışığının şiddetine kapılıp,
yok olur,
kaybolur, ben mi giderim?
Bazen yükseldiğimi hissediyorum gökyüzüne,
sıcaklığın götürüyor çekiyor hayaline;
çekingen, ürkek geliyorum bir yıldız mesafesi uzağına
öylesine derin bir sessizlik var ki; gecenin karanlığında
göz bebeklerimi kamaştırıyor bakamıyorum ışığına,
dayanılmaz arzular kıvılcım olup sarıyor,
sarıyor her yakınlaşmada daha da çok bağlanıyor
daha çok sokulmamı,
bir nefes kadar yakın,
belli ki dayanılmaz ışığın
maşrıkla mağrip birleşsin istiyor…
Titriyor, korkuyorum yaklaştıkça artıyor heybetin,
dalga dalga yayılıyor tebessümün,
mest oluyorum
avuçlarıma sığdırabilsem
yüzündeki tebessümleri
içsem içebilsem de
abı hayat çeşmesi gibi sonsuzluğuna ersem…
Işığına hayran
gözlerinde mutluluk denen muammayı fasılasız arıyorum…
Tutabilsem diyorum
sığdırabilsem, alsam koynuma
mutluluk denen o ışıltıyı,
sınırsız sevsem
sabırla okşayabilsem,
ve zamanlar dursa
seninle yaşamak buysa
bir alemi masalda
ışığında kaybolup gitsem
cennetin gülleri gibi sonsuzluğuna ersem…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sen; Sır…

Sesim, sözüm
acım, ince sızım
ağıtlarım, isyanlarım
korkularım
terkettiğim uykularım
inandıramadığım yıllarım
Sen;
sırsın,
Sen;
hiç batmayan yıldızsın…
Adın aşktır
yüreğimde
eşsizdir esrarın
büyülü bakışlarınla
ebedi
gül gözlerinle
ünsiyet ümidisin…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın