Bakışları oyalı…

Hayalinin sınırsız mehtabından
bu gün yine yıldızlar yağıyor
sesinle kulaklarım çınlıyor
yıldızların kıvılcımları
dantela gibi süslüyor şiirleri
aşk ateşi oluyor,
yakıp kavuruyor beni…
Aşka düşen bilir;
gönül aklını yitirir,
sen ki; gözleri güzellik ülkesinin aydınlık yolu
sen ki; bakışları oyalı kadehteki şarabım
sen ki; dudakları kan kırmızı çöl lalesi
melekler gibi sessiz geldiğin
sabahı olmayan gecelerde
yalnız bırakma,
terk etme beni hep arzula
varlığındayım çünkü
Sende kaybolmuşum
kul olmuşum varlığına…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sensizlik…

Bitti nefesler, tükendi sesler,
yok oldu artık heceler, kelimeler…
Sana uzanan ellerim,
geceler boyu süren yakarışlar,
uğruna akıttığım gözyaşlarım,
yazdığım methiyeler,
terk ettiğim uykularım,
küçümsediğim yıldızlar,
eş koştuğum melekler,
yarattığım “sen” için;
hesap soruyorlar şimdi benden…
Seninle hangi değerleri
değersiz kılmışım meğer ben…
Seni bu kadar anlamlı kılan neydi?
Boynumdaki esaret künyesi,
omuzlarımda taşıyamadığım
onursuzluk sevgisi,
dinlemediğim vicdanımın sesi mi?
Gözlerimden hiç inmeyen resmin,
apansız öfkelerin,
hüzünlü, ümitsiz bekleyişler mi?
Tutamadığım ellerin, dokunamadığım tenin,
dudaklarımda yoksa nefesin,
amansız tutkunu taşıyamıyorum;
aşkın yıl dönümünün ikinci baharında,
durmadan yankılanan aşkın nidaları
hiç bitmezken ruhumda,
sensiz geçen hayata,
bir sabah kalktığımda,
yoksan hala yanımda
razı olamam zoraki bir hayata…
Allah’a ısmarladık, verdiğimiz;
“Sen” sözü artık tamam…
senin için de başka gönül hiç bir
zaman…
Bak şiirlerin bile dili değişti, sen değiştin,
ben değiştim…
Bir sonu işaret ediyor sanki zamanın…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Seni anlatmak istedim

Ruhun dört mevsim her gün bir başkasın,
baharın goncası çekici dudakların
hep aklımdasın,
çıkıyor karlar altından mor bir kardelen
hayaldir hercai, her kış umutla beklenen
kar olup yağıyorsun üstüme hiç durmadan
ipek çiçeğim; bir açıp bir solan yazımsın,
sonbahara sevincim diyorum, sonra hüznüm,
hatırlamak istemediğim matemim,
yıllar önce kaybettiğimi
yıllar sonra anlayacağım efkarım…
İsyanlarına alıştım desem yalan,
yokluğuna alışamadım ki en büyük özlemim;
isyanların, öfkelerin
baş koyduğum yumuşacık yastığım

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Issızlık…

Yedi yıl beklemişim
güneşi aramışım
kendini saklayan
nilüfer çiçeği;
unutulmuş bir dünyaya gelmişsin
rüyalardan uyanmışım
siyahlarına gözlerimi açmışım
öfkelerinde mutluluğu aramışım
bir muammadır gelişin,
kurak ruhuma yağmur olup aktın
sende filizlendi umutlarım
gökyüzünde çiçekler açtı
sonsuzluk ışığını siyahlarında
yaşadım…
Merhametine muhtaç
adım adım tükendi yıllar ayaklarımda
yollar hep sana yürüdü,
kapını çaldım
çalarken hemen açılır sanmadım ayrılmadım hiç önünden,
sabrettim,
dumanı olmayan kahrın ateşine
bilmeden şefkat gibi sığındım
sonu gelmeyen azabına,
hasretlikler yüreğime ilmek ilmek
örüldü
yudum yudum içtim sen diye acıları,
ipek gülüşüyle “ve son” diyen kapısında
divane olduğum sır
birer birer kapattı perdelerini güneşin,
vuslatı sevmeyen
uğultulu alevli fırtına
bitmeyecek ıssızlığı soktun hayatıma…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kırkındasın

Düş gözlerinin süslediği yaşmak altına
hapsedilmiş
sevdalandıran gonca dudaklarına
gönlüm meyletmiş…
Kırkın kırkındasın bu gün dünyanın
öyle güzelsin ki rüya kadın
hüküm giymiş aklımın saltanatısın
kırkbin kere dua sana
bil ki; nazarlardan azadesin

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın