Seni anlatmak istedim

Ruhun dört mevsim her gün bir başkasın,
baharın goncası çekici dudakların
hep aklımdasın,
çıkıyor karlar altından mor bir kardelen
hayaldir hercai, her kış umutla beklenen
kar olup yağıyorsun üstüme hiç durmadan
ipek çiçeğim; bir açıp bir solan yazımsın,
sonbahara sevincim diyorum, sonra hüznüm,
hatırlamak istemediğim matemim,
yıllar önce kaybettiğimi
yıllar sonra anlayacağım efkarım…
İsyanlarına alıştım desem yalan,
yokluğuna alışamadım ki en büyük özlemim;
isyanların, öfkelerin
baş koyduğum yumuşacık yastığım

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Issızlık…

Yedi yıl beklemişim
güneşi aramışım
kendini saklayan
nilüfer çiçeği;
unutulmuş bir dünyaya gelmişsin
rüyalardan uyanmışım
siyahlarına gözlerimi açmışım
öfkelerinde mutluluğu aramışım
bir muammadır gelişin,
kurak ruhuma yağmur olup aktın
sende filizlendi umutlarım
gökyüzünde çiçekler açtı
sonsuzluk ışığını siyahlarında
yaşadım…
Merhametine muhtaç
adım adım tükendi yıllar ayaklarımda
yollar hep sana yürüdü,
kapını çaldım
çalarken hemen açılır sanmadım ayrılmadım hiç önünden,
sabrettim,
dumanı olmayan kahrın ateşine
bilmeden şefkat gibi sığındım
sonu gelmeyen azabına,
hasretlikler yüreğime ilmek ilmek
örüldü
yudum yudum içtim sen diye acıları,
ipek gülüşüyle “ve son” diyen kapısında
divane olduğum sır
birer birer kapattı perdelerini güneşin,
vuslatı sevmeyen
uğultulu alevli fırtına
bitmeyecek ıssızlığı soktun hayatıma…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kırkındasın

Düş gözlerinin süslediği yaşmak altına
hapsedilmiş
sevdalandıran gonca dudaklarına
gönlüm meyletmiş…
Kırkın kırkındasın bu gün dünyanın
öyle güzelsin ki rüya kadın
hüküm giymiş aklımın saltanatısın
kırkbin kere dua sana
bil ki; nazarlardan azadesin

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sesinde…

Konuşurken dudaklarından dökülen
seslerin ahengindeki armoni
öylesine muhteşem ki;
tınısında,
sevgiyi çağıran büyülü bir hülya var,
rengindeki cazibede;
henüz açmamış goncanın kokusu,
bir bahar esintisi
ruha huzur veren enstrümantalin o tutku dolu ışıltıları var,
aşkı anlatıyor hep sesin
estirdiği rüzgarlar
bitmesi istenmeyen hayallerin nefes kesen heyecanını taşıyor
biliyor musun?
Sesinde aşk var…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Siyah, mor hikayem…

Gül kokulu hicranım
buyruğuna almıştın gururumu
sana inat düşlerim getiriyor her
akşam
ab-ı hayat yüzünü
yakıcı güzelliğinin ışığı aydınlatıyor ruhumu
sarıldığımda bir başkalık var diyorum
inceliğinde
güvercin kadar narin ve kıvrak
dolu dolu kadınsın
eşsizsin bütün kadınların içinde
buluştuğumuz varoluş ve yok oluşlarda
yüzyıllık hasret,
ateşi keşfediyor dudaklarında
kanatlanıp uçuyorum bütün belirsizliklere
öyle muhteşemsin ki ey nazlı bahar
ay yüzün şiirlere can verir
duyar mısın sesimi
kutsal mabedim
ihtişamlı hünkârım
yakarışlar sanadır
gitme diyorum, uzaklaşma
bitmesin senli zaman
derken, neler oluyor
göklerden yeryüzüne inen bu sevda
azgın bir dere yatağında,
tuhaf? Bir başka kayboluş başlıyor
savruluyorum bilinmezlikler içinde
söylenip duruyorum kendi kendime
ne büyük çılgınlıkmış meğer
her şey anlamını yitiriyor bir anda
kalbimden umur kalkıyor asil tebessümün
sihirli rüyalar
çıkıyor hayatımdan
gözlerimden düşüyor gözlerin
utanmaya başlıyorum artık hor gördüğün bu aşktan…
Bir yalan aşk ve bir kadın;
yıllardır aralıksız süren,
diller dökülen
saf bir kalbin destanını
sayfalarında saklayan kitapların
Ve hiç bitmesin dediğim
senli zaman uğurlanıyor,
soylu turnaların çığlıkları sarıyor asumanı
baharda yapraklar düşüyor dallarından
bozuluyor tutku yaratan bütün efsunlar
takvim yaprakları şaşırıyor denizlerde
gelgitler kalakalıyor
ağlıyor yalnızlığım
hayalim güller içinde bir makber
mahrem buluşmada vuslat mahşere kalıyor
belli ki gelmiş göç vakti
zümrüdü anka sensizliğe taşıyor zamanı…

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın