Gurbet öncesi halini hiç unutamıyorum…

Yolcu ettiğim gurbet öncesi halini,
hiç unutamıyorum…
Silinmiyor izlerin
ruhumdaki ahdimde;
seni ilk günkü gibi, bu defa mateminle yaşıyorum…
Ayrılık ateşi sarmadan mutlulukmuş,
gül bahçesiymiş diyorum,
yanındayken yaşanan bütün zamanlara…
Sen gideli vuslat, hikayemin umut yazgısı oldu,
hicranın; dudaklarımda bitmeyen nakarata,
duygularımı yakıp kavuran aşk acısına döndü…
Yuvasından düşmüş yavru kuşlar gibiyim
korkudan çıkaramıyorum titreyen sesimi,
mektuplara yüklüyorum sevdaları,
kanat sesleriyle çağırıyorum Seni…
2014-10-03-ingilizce-turkce-hikaye-final-break-son-veda
Söylenememiş sözler,
meğer derinlere gömülü dertmiş,
zamanın terkisinde kalmış mutluluklar
şimdi öylesine lüks, öylesine pahalı ki;
bulamıyorum, takatım yetmiyor artık,
beyhude, geçmiyor hayat sensiz…

Aşk adına sayfalarda fısıldadığım
bütün kelimeler,
ve her hecesi kitapların
kalbimde taşıdığım sevgi nişanını
yalnız seninle ve yine sana anlatıyorlar…
Şiirlerde hatıralar;
düşlerle,
yüzyıllık mazi gibi aşina yüzüne
dalıp dalıp sana koşan hayallerle
buluşuyorlar…

Kokuları daha dün gibi benimle,
bitmiyor savurduğun saçlarının
her bir telinin rüzgarı
aşkın sesi olmuş, kulaklarımdan gitmiyor nağmeleri…
Sır gibi sakladığım fotoğraflarında
dalıyorum hülyalarına,
ve her akşam yeni bir resmini yapıyorum…
Seninle dolu olunca
geceler uzayıp gidiyor;
seyrindeki sevinç, sanki bir ömür,
öyle güzelsin ki renkleri yetmiyor kalemlerin
anlatamıyorum
bitmiyorsun, bitiremiyorum,
vakitsizliğe isyan ediyorum
sıra gelmiyor parmaklarını anlatmaya,
gözlerin, Sende rehin olan aklımdan çıkmıyor,
şaşkınım
takılıp kalıyorum hep dudaklarındayım,
kalemime söz geçiremiyorum;
dayanamıyorlar,
gözlerim sana hayran ayrılmak istemiyor,
kalıyorlar hep severcesine arzulu dudaklarındalar…
7

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gözlerini arıyorum…

Aldın götürdün saldın beni kıraç topraklara,
ayrılamıyorum halâ bıraktığın yerlerdeyim,
şaşkınım şaşırmışım,
ne bir damla su,
ne bir yaprak gölgesi,
üstümde yakan güneşin,
dönüp duruyorum,
nutkum tutkun, tutulmuş, oralardayım
kapılmışım bir seraba, cennetimi, gözlerini arıyorum…

Adımlarım hep sana doğrulmuş
biliyorum ki ruhun oralarda,
ilk gördüğümde gözlerindeki ışığa,
aşk demişim
ve o ışığı hep arar olmuşum,
kavrulmuş, kurumuş
soluduğum havalarda
bahar esintisi gözlerine cennetim demişim…
Kıraç topraklardayım,
ayrılamıyorum, halâ bıraktığın yerlerdeyim,
şaşkınım, şaşırmışım
üstümde yakan güneşin,
dönüp duruyorum,
nutkum tutkun, tutulmuş, oralardayım
kapılmışım bir seraba, cennetimi, gözlerini arıyorum…

Aldın götürdün beni
mehtabın terk ettiği kıraç topraklara
gök kubbe alabildiğine sonsuzluğuna yükselmiş,
güneş batmıyor bir türlü evrende
yalnız bir ben, bir de tutulmuş aklımda hayalin
ayrılamıyorum, halâ bıraktığın zamandayım,
şaşkınım şaşırmışım
üstümde yakan güneşin,
ne bir damla su,
ne bir yaprak gölgesi,
dönüp duruyorum
nutkum tutkun, tutulmuş oralardayım
kapılmışım bir seraba, cennetimi, gözlerini arıyorum…

Tuttun ellerimden
aldın götürdün beni;
gidip de dönülemeyen
kaybolmuşlarla dolu kıraç topraklara,
bilmediğim, bilemediğim
bitmeyen zaman anaforlarında
korkuların sıcak rüzgarlarıyla baş başa
bir ben, bir de tutulmuş aklımda hayalin
ayrılamıyorum, halâ bıraktığın zamanlardayım,
şaşkınım şaşırmışım,
üstümde yakan güneşin,
ne bir damla su,
ne bir yaprak gölgesi,
dönüp duruyorum
nutkum tutkun, tutulmuş oralardayım
kapılmışım bir seraba, cennetimi, gözlerini arıyorum…

Biliyorum ki;
bir büyünün gizliliğinde saklı ruhun
terk edemiyorum içindeyim cehennem de olsa alevlerin
yanıyor, yakılıyorum
bitmiyor ateşte yolculuğum,
gidiyorum değişmiyor yollarım
ışığını arıyorum
şaşkınım şaşırmışım,
ayrılamıyorum,
Kerbelada, bıraktığın kıraç topraklardayım
ne bir damla su,
ne bir yaprak gölgesi,
üstümde yakan güneşin,
dönüp duruyorum,
nutkum tutkun, tutulmuş, oralardayım
kapılmışım bir seraba, cennetimi, gözlerini arıyorum…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bir niyazla bir yakarışla…

Hesabından silinmiş ömrümün gurbetisin
yılları aldın götürdün takvimler sanki senin
yaşanmamış bir mevsimin geç kalmış baharı;
yalnızken yüreğime dokunmuştu ellerin,
öyle alışmıştı ki sıcağına nazlı bir çocuktu gönlüm,
aşkla tutunmuştu eteklerine ellerim,
sevinç beklerken kedere daldı gözlerim,
hep kırklarda düğümleniyor sesim
kahve falında çıkıyor
dokunduğun onca bilmem kaçıncı tenlerin
saklamada çok ustasın lakin gizli kalmaz
bu gün değil belki de yarından sonra afişlerde olacak resimlerin
haykırarak güya söz söyletmem dediğin şanına
yine bir başka bir şubat akşamında;
gözleri korkudan büyümüş melekler
korkarım bir de hürmüzü eklediler namına
sayıyorsun geldin gördüm otuz dokuzdan sonraya
“utanma” saklanıyor köşe bucak senden
kaçıyor, mesafeler koyuyor aranıza
boynu bükük bir sevda, çağırıyor ar’sız bir ruhu hicaba
ne her sabah aydınlığında kaybettiğim umut
ne de geceler boyu beklediğim umutsun,
duru, o güzelim mavi ışıltılı berrak suyun
kirlenen hayatına girecek;
bir niyazla bir yakarışla artık
seni anlatan bin bir ağıtlı nidalarla nefesim …

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Melekler ağlar…

Bir aşk hikayesi yazmaya soyundum,
aşka baktım,
aşkı gördüm,
aşkı yaşadım,
tutunayım dedim,
heyecanı aldı götürdü beni
bilmediğim koskoca bir sırrın arasına…
Karanlık, siyah,
kapkara bir gecenin sonsuzluğunun içine girdim.
Karanlıkta siyah bir ben oldum,
kayboldum koyuluğunda gecenin…
Mehtapla başlayan tutku arayışı,
kavuşma arzusunu hayalle buluştururken,
seher vakti yorgun gözler kapanır…
Yanı başında dudaklardaki bir tebessüme uzanırken,
kızıllığı üstünde
olanca gücüyle apansız çöker göz kapaklarına
güneş, aşka bir ihanettir,
daha henüz açtığın kollarındaki sevemediğin sevgiliyi
ışıklarıyla aldatır,
alır götürür yakan cehennem sıcağına inat…
Ne büyü kalır ne de sırrı,
siyahın kendisine eğilmiş evreni kuşatan gölgesinden
çıplaklığına bakmaz kaçar uzaklaşır koşar adımlarla sevgili…
Gök kubbeyi aşkın estetiği koyuluğun hüznü sarar
bütün melekler ağlamaya başlar,
masum, zarif
mağrur, dost umut dolu göz yaşları
çiçeklere çise olur yağar…

Mehtapla başlayan büyülü tutku arayışı;
çiçekler açtıkça hiç tükenmez devam eder,
aşkı anlatan gecenin karanlık, siyah koyuluğunda,
kaybolur gider sırrı Sen olan sonsuzluğunda…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Masallarda anlatılmış sevgiler gibi…

Sen konuşurken ben ağlıyordum,
gülerken kan damlıyordu yüreğime
senden uzakta kaybettiğim yıllara,
hiç bilmediğim vuslatın geriye saydığım zamanına
isyan ediyordum bakarken yüzüne…

Dalıyorum gözlerinin hürrem haline,
Sonra, sonra yürüyorum yine bir hayaline,
masalların sevgilisine
öyle susamışım ki sana,
bir damlayı bin yudum gibi
içmek istiyorum dudaklarından…
Teninde sıcaklığın, kalbinde aşk acısı
alın çizgilerinde bahtın olmak istiyorum…
Ne kadar mutluluk varsa çağırıyorum bilmediğim,
zincirin elmastan halkalarına diziyorum peş peşe,
avuçlarına koyuyorum bir efsunla
ve gizlice üflüyorum yüzüne
Bin bir kokulu çiçekleri saçlarına taç,
seni gönül denilen büyük bir saltanatın
yegane sevdası yapıyorum…

Yürürken savurduğun saçlarının bitmiyor fulya kokusu,
resmine göz bebeğim diyorum,
ayrılık zamanı hep baka kalıyorum ardından…
Veda halin bile öyle güzel ki;
aldığın aklımda yalnız o,
özlemin hüznünü unutturan
o sevdalı salınışın hep benimle kalıyor…

Bırakamıyorum uzaklarda olsan da
kaybetme korkusu nabzım olmuş
yürüyorum ömür boyu peşinden
bitmeyen kederimsin yanı başındayım…
Kötülük tebessümleri gelmeden sana
yollarda kırılsınlar, cam kırıkları gibi
parçalansınlar, yerlere saçılsınlar,
ilişmesin ellerine yaban elleri
değmesin diyorum tenine sert esen kaba yelleri…
Güzel yüzüne bakarken
sevdana eskittiğim sayısız ömrü
dokunabilmek için sana daha kaç hayatı tüketeceğimi
sorduğum sabrıma, boyun eğiyorum…

Kısacık bir anı baş başa yaşarken
gözlerini severek ruhunun cennetiyle kucaklaşıyorum…
Seninle buluşturan hayaline hayran,
dört duvar arasına kapattığın
sonra azat ettiğin mutluluğumla
gök yüzüne kanatlanıp uçuyorum…

Şirin dilinin, heceleri seslendirirken
her bir heceyi nasıl da severek okşadığını,
kelimeler çıkarken dudaklarından seyrediyorum…
Ve hep Sen konuşuyorsun ben susuyorum
mutluluk anı yakalanmış resim gibi
hiç bitmiyor karşında donup kalıyorum
bakıyorum yüzüne, sanki bir asır boyu sesini dinliyorum
seviyorum  seni, muradıma eriyorum
mutlu sonu yaşıyorum masallarda anlatılmış sevgiler gibi…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın