Uykularım Sana Koştu, Senin Yanında…

Kraliçemiz,baş tacı…
Manası kalmıyor
hayat anlamını yitiriyor,
yine gittin…
Yokluğun gözlerimde,kapatamıyorum
uykular uzaklaştı benden…
Seninle beraberler onlar,
yanında, sana yakınlar…
Dokunamadığım yüzünde,
saçlarında,
soluduğun dudaklarındalar…
Sen dalarken uykuya
Sensizlik ağrıları
bil ki gözlerimde…
Yokluğunun yorgunluğuyla
kıvranıyorum…
Küskünüm onlara
dayanamadılar yokluğuna,
vedalaşırken
dokunamadığım tenine heveslendiler,
öpemediğim dudaklarına özendiler…
Seni anlatıyorlar,
öyle mutlular
kanatlanmış uçuyorlar…
Sarılamadığım bedeninle
yatağında sarmaş dolaş,
haber gönderiyorlar bana…
Tir-i müjgan, kapattığında
gözlerindeki mahmurluğu
okşuyorlarmış
benim sevemediğim yüzünü,
fısıldıyorlarmış kulağına
aşkın bütün ince seslerini…
Rüyalarına bir başkası girdiğinde
acılar dağlıyor yüreğimi,
orada,
yanında olmayı
o kadar çok istiyorum ki;
odanın karanlığı olup
seni sarmayı,
soluduğun nefes olup
dudaklarında dolaşmayı,
dileğinde arzularına amade,
ruhunun bütün isteklerine eğilmeyi
yakınında hizmetkarın olmayı…

Sen ey güzel kraliçe;
uykularım orada,
düşlerim yanında,
rüyalarım da ayrıldılar
yapayalnız kaldım buralarda…
Ne olur;
beni,
Sen misafir et bari rüyalarında…
Mutluluğun olayım
seveyim aşkla…
Özlemin o kadar büyüdü ki;
Sen yoksun…
Sesin yok…
Kaybolan uykularım,
Beni hayallerimden de
mahrum bırakan;
ruhum, aklım,
bilmelisin hepsi sende,
Seninle…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Burcunun Kadınısın…

Handan görmüşüz,
marifet sahibi demişiz
yakalanmışız ince hastalığına;
aşk acılarının
öyle derinlerde ki sızıları…
Çaresiz dert,
terk edemediğim kara sevdası…

Mahzun bakıyorum yüzüne,
alevlendirmek için
çalı çırpı taşıyorsun
hiç durmadan küllenmiş ateşe…
Tutku dediğim serabım,
tanıyorum aklını…
Nasıl önlerim?
Senden gelen,
ateşten rüzgarını…

Bakmaya görsün,
yakıyor, acımasız
büyülü gözlerin…
Anlatırken bile seni,
korkun hep karşımda,
titriyorum,
tekrarlayamıyorum
unutuyorum lisanımı…
Haydi! Diyorsun, haydi…
Tebessüm mü yüzündeki?
Yoksa meydan okuma mı?
Değil, burcunun kadınısın…

Tutuyorsun kaçış yollarımı
sihrin; avuçların,
çizgilerine hapsolmuş mahkumum…
İntikam mı?
Yoksa zevk aldığın oyununda mısın?
Karma karışık kafamı
toplayabilsem,
yanıma alıp,
kaçıracağım aklımı…

Artık sustum, susuyorum
lal oldu dillerim,
ayrılık gününde
önünde diz çökebilseydim
çok sevdiğimi söyleyebilseydim…
Uzanamadı ellerim
küçük bir umudu
teninden gelir diye bekledim…
Şaşkınım,
kırkbin kırıldı ümitlerim,
öylesine bitap düştü ki,
taş kesti sanki yüreğim…

Kerem görmüştüm
muhtacım demiştim sana,
sığınmışım hüzünle
beyhude,
saltanatına…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hayallerin Ecesi…

Kaybetmişim kimliğimi,
bedelsiz satın aldın
sen hürriyetimi…
Değişti sanki
dün öğrendiklerim,
sildin kaybettirdin
bütün bildiklerimi…
Sonbaharın gizemi,
sardın beni bahar kokularınla
çekip aldın dünyana
yabancısıyım,
tanıyamıyorum artık kendimi…

Geceler boyu hep seyrediyorum
karanlıkta ay ışığı yüzün,
yıldızlarla arkadaşım,
gökyüzüne dağılmış
bin bir çiçek ışıltıların…
Öyle güzelsin ki,
başında yakuttan tacın
Sensin,
hayallerin Ecesi muhteşem kadın…

Bilmeden esareti ben seçmişim
cennet bahçesinde köleyim,
aramızdaki mesafe;
büyük saltanatın,
yüz de sürsem
olamıyorum sana yakın…

Söyleyemiyorum Seni çok sevdiğimi,
hasretin kalbimde
yalnızlığım
rüyalarımda bitiyor…
Öyküsü öyle güzel ki aşkının
satırlarında;
büyülü yüzün,
ruhuma giren sihrin,
hayallerimi süsleyen caziben,
hayat iksiri bakışların gizli…

Yine bir pazar akşamındayım,
özlemin öyle ağırlaştı ki;
ayrılık hüznüyle
toplanıyor,
ruhumu sarıyor
efkar dolu kara bulutların…

Çok uzaklardayız gurbet kuşları gibi …
Haberci güvercinle gönderiyorum
yeni hikayeni,
okumanı çok istiyorum ,
Seni anlatıyorum,
aşk masallarının en güzel perisini…

Beyaz güvercin geldiğinde,
korkma avuçlarının arasına al,
bir buse dokunuşu okşa,
bak ona;
gözlerinde yakalandığım lütfunu,
dudaklarındaki sarhoşluğumu,
yumuşacık ipek tenine hasretimi
getirsin bana…
Sev, gülümse ona;
ruhumu aydınlatan tebessümünü,
anlatsın bana…
Konuş onunla,
fısılda kulağına ismini
öyle özlüyorum ki sesini…

Gökyüzündeki;
süzülüşünden,
kanat çırpışından,
Onu öptüğümde;
kalp atışlarından
anlayacağım
sevgili heyecanını,
duyacağım kokunu
seveceğim, Seni sever gibi,
o güzel parmaklarınla
dokunduğun kanatlarını,
hayallerin Ecesi muhteşem kadını…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Medyumum…

Tutunduğum şans;
talihsizlik,
ruh yanılgısı,
serap çıkıyor…
Aldatıyor;
gece karanlığında mehtap,
kimi zaman yıldız olup akıyor…
Bir bakıyorsun;
elleri yaban ellerinde,
saklı bakışları
masum değil,
deklanşör yakalıyor,
acımasız, davetkar
bütün fotoğrafları,
kendine benziyor…
Rüya oluyor
geceleri yatağımda,
iyi biliyor oynadığı oyunlarını;
yarım bırakıyor,
hiç bitirmiyor
kalbe koyduğu ağrılarını,
gün ışımadan terk ediyor…
Yokluğu hicran acısı,
ateş olup yakıyor…
Göz bebekleri;
yakalandığım esareti
hep “bir gün” ümidi
sokak meyhaneleri,
efkarın evleri
köşe başları
çaresiz bekletiyor penceresinde
gece lambasındaki silueti…

Siyahını seviyorum
karanlıkta daha yakın,
engelleri kalkıyor
hayale yolculukta
hep yanı başımda…
Görüyorum,
biliyorum,
saklasan da günahlarını;
Sırların Efendisi,
diyorum…
Her neysen sen;
fethettiğin bir zavallı gönlün
eksiğini tamamlıyor,
yapamadıklarını yapıyorsun…

Sen terk edemediğim hayranım,
Medyumum,
uzaklaştırdığın aklım oluyorsun…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şad et…

Şifa unutmaksa seni,
bilmem kaçıncı defa
yine deniyorum…

İşte; lime lime dökülüyor ruhum
kalbim dersen
hançerlerin altında
kıyılıyor ince ince,
acılar içindeyim,
onulmaz yaralar var
suskunum, konuşamıyorum…

Azrail zamanı unutuyor sanki
hep karşımda,
ölüm anının korkularını yaşatıyor
her şafakta…
Şaşırıyorum; öyle şaşkınım ki;
çaresizlik işte bunun adı…

Cennetimsin…
Ayrılıklar azabın…

Seninle sensizlik arasında
gidip, hiç durmadan dönüyorum,
kaderine giremiyorum
gitmek istiyorum, gidemiyorum
öyle bağlanmışım ki;
yine yalın ayak Firdevs’e,
Sana yürüyorum…

Hüznün gözlerim oluyor,
Sende kayboluyorum
gördüğüm tek Sensin
unutuyorum bütün dünyayı…
Nefes aldığım hayat
uçsuz bucaksız kainatsın…

Saymakla sona ermiyor adın
bazen kaç binincidesin,
sonrası?
Sayıları şaşırıyorum
bitmiyor, bitiremiyorum…

Değil seni,
sesini, güzel yüzünü
nasıl unuturum?
Gonca dudaklarını,
sakladığım saçının tek telini…

Nigar sevgili,
gel artık gurbetten,
olmuyor, unutamıyorum…
Her gün doğuşunda yaşadığım
yeniden bir ölüme dayanamıyorum…

Ruhuyla hayatımdan hiç çıkmayan Sen;
yetmiyorsun artık,
çık rüyalarımdan!

Ne olur o güzel nefesinle
sev, şad et beni…
Bitsin hüznün,
doyamadığım kokuna hasretim…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın