Kara kışta gibi titriyorum…

Bir hayatı çaldın, kapattın
tükettin bir ömrü;
mutsuz, bedbaht, şaşkın…
Yar başında
kıskıvrak, uçurumlar önünde
bir “Sen” bir “Rüya” senedim olmuş,
onlarca imza
yok desem, hayır desem
faydası yok inkarın…
Neler yazmışım,
kime, niçin, niye?
Hep karanlıklara bakmışım,
siyahın en koyusuna
bir aydınlık umuduna…
Dönüp bakıyorum geriye
usanmamış gözlerim,
katlandıkça taş kesmiş sabrım…
Günler, aylar derken yıllar
uzamış sonraki yıllara…
Zamanı inkarım,
desem pişmanım
bir daha gelmeyecek
asla kaybettiklerim…
Leylayı sormuşlar Mecnuna;
onca yakarış değer mi?
Gözler ah bu gözler!
Neleri ne olarak gösteriyor,
bakın bu gözler…
Karanlıkta raks ediyor;
beyazlar içinde melekler…
Kahrolmak diyorsak adına
kaybetmekse kendini
artık çek üzerimden ellerini,
desem ne olacak?
Öyle derin yazılmış ki
çaresi yok, kader
çizgileri silinmiyor
kazınmış çok derinlerde…
Umursamıyorum!
Sevmiyorum!
İstemiyorum!
Hayır!
Alevler içinde
kor ateşlerde
yüreğim,
kara kışta gibi titriyorum…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Toz ettin, kül oldum, yaktın, yakıldım…

Ben seni hiç terk edemedim
öyle çok sevdim
hasretine sığındım
ruhumu sevgine muhtaç kıldım,
sevdan ile imkansıza koştum…
Turnalar, kumrular gibi bağlandım,
uykuları terk ettim,
kokusu dedim
geceler boyu yalvardım…
Her remde
takılı kaldı gözlerim,
ismin dudaklarımda
yanımdasın diye sevinçle uyandım
yokluğuna bakınca kahroldum…
Mutsuz, bedbaht,
bitmeyen gecelerde
tekrarladım seni, sevdim hece hece
haykırdım adını karanlıklara
çaresizliğim yankılandı
kaybolup gitti sonsuzlukta…
Öyle güzelsin ki bir tanem
terk edemedim asla seni…
Su gibi azizsin,
Asumanda parlayan yıldızım,
hiç doyamadığım açlığımsın…
Dilimde dua
diz çöküp yalvardığım,
rüyalarda soluklandığım hayatsın…
Sen bitmeyen lütufsun;
tebessümün, hele o kahkahaların
mest eden fısıltıların
titreten hiddetin
kanatlanıp uçtuğum mutluluğumsun…
Ben seni hiç terk edemedim.
O kadar uzun sürdü ki;
sensiz çaresizliğim…

Bir yanda sen
bir yanda yerlerde sürünen gururum
aşk acısını bastırıyor artık
dayanamıyor ruhum…
Yaşadıklarımı ben yarattım
İçine sen dediğim hayali kadınım
davetle mi geldin
yoksa davetsiz mi misafirim…
Toz ettin, kül oldum, yaktın, yakıldım…
Değil şimdiki halinle
o ilk masum, mahcup yüzünle
kalmalısın bıraktığın izlerinde…
Kokuşmasın temiz kalsın
gömüyorum sevdanı
derin mi derin topraklara…

Elveda diyorum seninle
sensiz geçen zamana…
Yeminler ediyorum, antlar sana
tükendi nefesim,
gelemiyorum peşinden…
Bu bir ayrılık değil,
ateşe atılmış köle bir gönlün,
yangın yerinden;
Senden!
Kaçışıdır bir tanem…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Rüya; Sen

On dört Şubat bu gün
Rüya geldi,
tuttum ellerimle,
şaşırdım,
kayboldu korkularım…
Kokladım, kokun vardı
isyanlarım vardı sana uzanan,
öylesine büyük,
aşkın rahmeti içindeydi,
dokundum sen vardın…
Sevdim hissettim tenini,
ne kadar hasretmişim
bir solukta ulaştım ruhumla
yeniden sana…
Sevda ateşiyle kavrulan kalbimin
ince sızılarıymış ilanı aşkım,
tuttum ellerimle,
semaya yükselen yakarışları gördüm,
ürperdim…
Sen ve senden sonra
meğer yine seni anlatmışım Rüya’da…
Sen aşksın, baş tacısın
Kadınım demişim sana Rüya’da…
Ne kadar çok sevmişim
yeniden gördüm seni Rüya’da…
Bir kadın seçmişim hikayeme,
öylesine zor…
Hiç bitmeyen kavgalar,
savaşlar yaşamışım Rüya’da.
Sana bu yüzden bağlanmışım
anlıyorum Rüya’da…
Dünyayı terk ediyorum,
kıyametlere taşıyorum
vuslatını Rüya’da…
Şirinle Leyla arkadaş olmuş
seninle Rüya’da…
Matem demişim yokluğuna
karanlıklara sığınmışım
Ferhat’la Mecnun’dan daha perişanım
baktım,
Seninle birlikte olmuşum Rüya’da…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ne Olur Sen Ağlama…

Ne desem bilmiyorum
bin kahır kendime,
söyleyecek sözüm yok,
sardım efkarı yar diye başıma…
Öyle yoruldum, bıktım
filmler sarıldıkça başa,
kalmıyor tadı
dönüyor hayat karanlık bir zindana…
Söyleyecek söz kalmadı,
garip gönül bağlanmış
pişmanlık yeminleri;
ekmek aş olmuş…
Zorbalık bu ya;
istemese de giriyor
gönül oyununa,
hiç uslanmayacak biliyorum,
taşlar yağsa da başına…
Korkular devirmiş dağları,
kasırgalar ardında dolu dizgin,
talan edilmiş aklın…
Saygıma çok uzaktasın,
farkında değilsin
aslında yarattıklarınla
tek başınasın…
Hep aynı oyundasın
mecbursun,
o doyumsuz ruhunla
kalacaksın baş başa;
işte hep yalnızsın…
Kucağına aldığın serapların,
acıtacak, incinecek canın…
Dayanamam,
kırılmış kalbine
gözlerinden akacak yaşların,
değmesin dudaklarıma…
Değil çekip gittiğin,
olmadığın ellere taşınacak yüreğim…
Yere dönüyorum yüzümü,
değil bu bir veda,
gelecek acılarına
iç çekiş aslında…
Farkında mısın?
Bir değil bin dert almışsın sırtına,
o güzel bedenin,
şimdiden düşmüş bitaba…
İnsanlar yürürken mutluluğa
ne olur sen ağlama…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İsyandı Günün Adı…

İsyandı günün adı,
bekledim bekledim seni,
hiç duyamadım sesini…
Baş kaldırdım sensiz geceye,
yalvardım, çağırdım hayalini,
ne oldu bilmiyorum,
misafir edemedim güzel yüzünü;
silindi gitti sanki…
Açtım bütün camları,
soydum asılmış perdeleri,
gelmedin…
Yumdum gözlerimi
ruhuma seslendim,
çaresiz kaldığım gecelerdeki gibi,
yarı uykuya gönderdim kendimi;
çağırdım yanıma bütün güçleri…
Bir tebessümü dedim,
gelmiyorsa sesi…
İsyandı günün adı…
Seni öylesine özlüyorum,
arzu ediyorum bütün bedenini…
Yürürken savurduğun saçlarını,
goncayı kıskandıran dudaklarını,
seni, sesini…
Gün ağarmak üzere,
bayılıyorum, dalmışım uykuya
sığınıyorum rüyalara…
Hani geciktiğimiz
buluşamadığımız gecede
giyindiğin o siyah elbiseyi,
bilerek seçmişsin belli…
Saçlarını toplamışsın arkaya,
boyamışsın dudaklarını
beğendiğim kırmızıya,
esirgediğin tebessümün
onca üstünlüğüyle yanında…
Konuşmadan uzanıyorsun yatağıma,
kahrolası yokluğundan sonra,
ne kaldı şunun şurasında sabaha…
Anlıyorum, geldin gönül almaya…
Yine dokunamadan saçlarına,
uzaklaşıyorsun yanımdan sessizce,
sabahın bir anda yükselen ilk ışıklarıyla
dönüyorsun bir türlü soluklanamadığım hayatına…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın