Veda şarkısı başladı,
bilmiyorum
hüzünlü mü? Emin değilim…
Sordular; kaçıncı yılı aşkın?
İki yüz, yıl gibi geldi bana
beyhude halini yaşadım
ölesiye yorgunum…
Ne kadar basitmiş meğer
süpürüp atmak;
raflara özenle konulmuş,
dizilmiş yan yana binlerce heceyi,
yakılmış onca sevda ağıtlarını,
akıtılmış gözyaşlarını…
İlgiye bu kadar mı susadın,
koşuyorsun, görünmek için
zil çalıyor eteklerin,
kanatlarınla yerlerdesin,
savunduğun değerin,
aslında yokmuş ederin…
İlgisizlik çılgına çeviriyor seni,
biraz daha sürse
ellerinle teslim edersin…
Nasıl olsa elde var; bir,
ikinci, beşinci fark etmez
bilmem senin için olacak kaçıncı kir…
Söylenmiş, yazılmış ne varsa,
anlıyorum ki yaratılmış bir hayale…
Aslında geriye dönüp bakınca,
avutmuşum hep kendimi,
olmayan bir asaleti, değeri,
allayıp pullamış zarfa koymuşum,
onca değere bir değersizi
değer diye sunmuşum…
Gösterilen ilgiyi,
görünce üzerine yamanmış
onca değeri,
kaldıramıyorsun,
mizacın bu, sevmiyorsun mütevaziyi,
tepeden bakılınca indiriyorsun bütün perdeyi,
İlgisizse oluyorsun ram,
kaldırıyorsun aradaki bütün mesafeyi…
Daha nasıl anlatılır?
Okusan da üstüne almıyorsun,
Sana yazılıyor,
kime? Diye hep arkana bakıyorsun…
Veda bu, hem de çok acı bir veda…
Tarif ederken seni,
kan ağlıyor içim…
Yarattığım bir hayali göreceksin
“İnci Tanesi” nde;
doğumundaki düşlerim,
ruhumdaki nezaketin,
Sana verdiğim değerin,
Aşkımın ebediyetinin,
Sevgimin,
sadakatimin,
yaşattığın bir zamana ait minnetin
hikayesi olacak…
Kapatıyorum artık o zamanı,
kapatıyorum gözlerimi,
istediğin;
bilmem ne kadar gönül oyunu ise;
serbestsin,
kalmadı artık ruhuna tapınan…
Özgürsün,
bitti, olmayacak artık rüyalarına çağıran…
Severken bile
bin pişmanlıklarını yaşadığım kadın;
biliyorum ki;
Ben bir aşk yaşadım…
Ya Sen?
Hak etmediğin
her kelimesinde Sen olan
o iki mağrur destanın
yaprakları arasında
bir ömür nasıl yaşayacaksın?
Orhan ÇİMEN