Gül Sen…

Seni gülüşünle sevmiştim,
kaybedeceğim korkusuyla
öyle sıkı sarıldım ki sana;
kara toprağa verilen
sevgili ağıtlarıyla…
Yaşamadın ki sen
nereden bileceksin;
ruhun avuçlardan kaçışını,
kabre henüz düşmedi
bir iki damla göz yaşın,
sırtını dönüp yürümedin
olmadı, sevgiliyi hiç kaybettiğin…
O soğuk, sessiz, zifiri karanlıklarda
gece kuşlarıyla
kalmadın ki baş başa…
Seni öyle seviyorum ki;
tenine dokunan o sert esen rüzgarları,
rastlaşan bir çift gözü,
sorgusuz yolluyorum
senden çok uzakta sürgünlere…
Korku melekleri sardı etrafımı
baktıkça sana, sarardı yüzün
saklandı tebessümün…
Nasıl bırakacaktım seni,
gönül iklimlerinin baharı,
doymadan ben
yüzündeki tebessümü,
kızgın, çöllere terk etmişim…
Ama bir dokundum onlara
lime lime düştü sızısı içime…
Seni gülüşünle sevmiştim
düştü pişmanlıkların acısı içime…
Geri gelsin artık, bülbüllerin
kader arkadaşı tebessümün…
Alevler sardı sessiz inliyorum,
sessizliğin altına sakladığım
sensizlik hüsranları;
kaybedilmekten korkulan
aşkının ebedi sürecek
bendeki matemi…
Seni gülüşünle sevmiştim,
bahar kokulu sevgili,
ne olur hep gül sen…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şaka Gibi…

Anlı şanlı demedi
kimleri almadı ki?
kimler kaçabildi?
övünecek kimler kaldı ki?
şaka gibi…
hiç üstümüze almıyoruz,
eteğinden çekiyoruz
her dakika vaktin…
İlerledikçe zaman, yaklaşıyoruz
bir soluk daha
bir daha dönmemek üzere,
yolculuk; sonsuzluğa…
Terk ettiğimiz kaskatı kesilmiş
bedenimiz toprakla kucaklaşırken,
hangi heyecanları tadacak
ilk gününde
sevdaları taşıyan ruhumuz…
Söylendiği gibi hemen
bir hesaplaşma mı var?
yoksa misafirlik çıkana kadar
yüzlerimizde zoraki tebessümle
boynu bükük bir köşede,
gelecek sualleri beklemek mi var?
Biliyoruz ki,
veda dahi edemeden ayrıldığımız
sevgililer, bir kaç saat olur mu?
bilmem, dökerler mi göz yaşı?
Bir zaman sonra unutacaklar
bizim gibi…
Kâinatı hayallerine sığdıran,
aşkları gönlünde taşıyan ruhumuz
dünyadakinden farklı
nasıl davranacak…
Masumuz biz;
kalbimize konulan aşk ateşi,
yine hesabın önüne geçecek mi?..
Hikmetinden sual olunmaz
ama bak gitmeden burada
aşkına yandığım seni,
giderken yolda
nasıl bilmem
ama gidince ilk orada
seni nasıl karşılayacağımı
kimlere soracağım,
merakım şimdiden o…
Öyle arzuluyorum ki seni
zamanın durduğu
zaman ötesi zamanlarda bile
seninle el ele tutuşmayı
murad ediyorum…
O kadar çok seviyorum ki seni,
kavuşma anına
senden önce
bir an önce
gitmeyi istiyorum;
zamanları durdurmak,
seni duvağınla ilk karşılamak,
sana kavuşmak,
seninle sonsuz yaşamak…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bağrıma Taş Bastım…

Kıyameti yaşattın bana
bağrıma taş bastım,
çok gördün yüzümdeki tebessümü
üzüntüye bağladın,
mutluluğa giden bütün yolları
kapattın,
istedin diye sensizliğe sarıldım
ama aklım sensiz yapamıyor
kırıldı; parça parça döküldü yollara…
Toplamanı bekliyor…
Gelmesen de yaşadığım topraklara,
hissetsem şöyle bir garba baktığını,
reddedeceğim cenubi, şimali…
Biraz yüksek sesle konuşsan
hele uzaklardan bir kahkahan,
duyacak, şiddetle titriyor
yanı başındaki kalbim
toplamış ne kadar heyecan varsa
bekliyor hazır sana koşmaya…
Sensizlik o kadar uzadı ki
seni bulurum diye
bütün ayrılık şarkılarını dinliyorum,
hasrete dair her ses oluyor kederim,
çok uzaklardasın tükendi ümitlerim…
Tesellim hep yakınımdaki bir “sen”,
“Sen” dediğin “sen”ler var…
Her dokunuşta onlara
dudaklarından çıkan hani o “sen” sesin
sen uzakta olsan da
hep benimle hiç ayrılmıyor ki yanımdan,
Çaresiz mutluyum elbette
Bana yadigârın “sen” inle…

Orhan ÇİMEN

 

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Gölge Oyunu…

Gölge oyunu oynuyoruz
bu topraklarda yıllarca…
Ya kovalıyoruz gölgeyi
ya kaçıyoruz gölgeden…
gölgeler efsaneleşiyor…
kulaktan kulağa
gulyabani
hikayelerini fısıldıyoruz…
Görmediklerimizi
görmüş gibi anlatıyoruz…
aynı evde, aynı sokakta,
aynı mahallede, aynı kasabada,
aynı kazada, aynı şehirde,
bakıyoruz bütün bir Türkiye’de…
Gölgeleri nasıl oldu çevirdik korkuya…
yıllarca yattık hep koyun koyuna…
Nefeslerimiz karıştı,
soğan ekmek hep ağız tadı…
hiç konuşmadan biliyoruz ki
bu sevgili bakışı,
evliyalarımız, mezarlarımız,
taziyelerimiz, bayramlarımız,
yaslarımız, sazımız aşıklarımız,
manilerimiz,
gerdeklerimiz,
işretimiz,
soframız, komşularımız,
aynı kaptan kaşık çaldığımız;
çorbalarımız…
Biliyoruz…
Gölgeler; benim, senin
onun, bizim, sizin,
komşumuzun, hısımlarımızın,
hemşehrilerimizin…
be ya yetti gayri gölgeler bizim…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mehrin Hayatımdır…‏

Kader mutlak hayatımızda,
mutlaktır, şaşmaz tarihler
etkilenmez bütün zamanlar…
Arzular, istekler, sevgiler, aşklar;
ölçü tanımayan, yaşamımızda
mutlak olamayan gizemler..
Sevdalar, acılar çıkamıyor,
kalıyor hep kalbimizde
O yoksa çizgilerinizde,
mutluluklar çaresiz, kayboluyor
dipsiz kuyularda…
Nalan da olsanız,
taşınsa figanlar semalara,
bentler yıksanız göz yaşlarınızla
kral mı yoksa sultan mısınız?
ülkeler mi fethediyorsunuz?
yüz bin baş alıyorsunuz,
güç yetmiyor bir tek gönüle…
Ah yar sen işte böyle yücesin…
Burçlar, yıldızlar sana baş eğiyorlar,
evet dersen kader oluyor,
seni anlatıyor bütün çizgiler…
Sen istersen duruyor bütün zamanlar…
Seninle aydınlanıyor karanlıklar,
güneş, ay seninle anlam kazanıyor…
Mevsimler sana bakıp,
mutluluğu taşıyorlar…
Rüyalar, hayaller doğuyor adınla,
ebedileşiyor hayat varlığınla…
Yakarışlar sana,
hüzünler sana,
eğiliyor bütün başlar sana…
Diz çöküyorum aşkına
mehrin hayatımdır,
ey sevgili! Bir dokunuş kadar,
olabilseydim,
keşke çizdiğin o yazgıda…

Orhan ÇİMEN

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın