Çakıl Taşları…

Hangi hüzünleri yaşatsan,
hangi isyanlarınla kuşatsan,
tutunsam da bütün inkarlara
bakıyorum; yine derdim oluyorsun sen…
İçinde sen varsın; mutlak hayatın.
Bak yine sana koşuyor kelimeler,
seni anlatmaya can atıyor heceler…
Buğulu gözlerim;
haydi boşalt özlemi
hıçkırıklarla haykır,
yık, indir diyor öfke heykellerini…
Gurur diye avuçlarımda saklayıp,
gölgene fırlattığım çakıl taşları
ellerime sığmıyor artık,
tutamıyorum onları…
Seninle ve sensizlik arasındaki
sürgit kavganın ortasında kaldım…
Yüzünü unutsam da;
kaşların, mahcup gözlerin,
dudakların, hani o dağıttığın saçların,
hiç ayrılmıyor ki benden;
ikide bir kaybettiğin, ezberimdeki fotoğrafın…
Ama kırılmış ruhumu bir türlü ikna edemiyorum;
sıralanmış hasret mesafelerini çekiyorum
bütün gücümle, tutabilmek için ellerini.
Çok yoruldum…
Öyle yorgunum ki;
sinene baş koymaktır
artık tek umudum…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bağlılığımı Gönderiyorum…

Bana hayatımı geri verdin,
hayat verdin…
Yanında olmayı ne kadar çok isterdim…
Seninle havadan sudan konuşmak,
anı yaşamak isterdim seninle…
Sevgi sözcükleri söylemeden
yalnız sana bakmayı
ne kadar çok isterdim…
Öyle uzaklardasın ki;
söyleyemediğim duygularımı,
sen deyince, mutluluktan titreyen ruhumu,
seni anlattığım
bahar esintilerinden
söz aldım, getirecekler sana…
Geçtikleri her yere;
senden bir seda,
bir gülümseme bırakacaklar…
Paylaşacaklar güzelliklerini,
anlatacaklar seni;
solmuş çiçekler açacak,
mutsuz yüzler gülecek,
çocuklar seni çok sevecek…
Öyle çok özlüyorum ki seni;
gözlerinin o ışıltısını,
baktığında o mahcup
pembeleşen o güzel yüzünü,
sana bakmayı
ne kadar çok istiyorum…
Çok uzaklardasın ama olsun;
muhabbet kuşlarını kıskandıracak
kalbimde taşıdığım bağlılığımı
gönderiyorum ya sana
o bile yetiyor bana…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Azap Çukurları…

Yazamıyorum başkasını
hüzünler, sitemler, isyanlar,
methiyeler, sevgiler hep sana
yerle gökyüzü birleşse
bakıyorum sen hep ayakta,
şiirlere sığmayan sen,
hikayemin kahramanı,
kara sevdamın kadını,
söylenecek o kadar söz var ki sana,
seninle vedalaşırken
kalbime gömdüm bütün acıları,
değiştirdin, sildin bütün eski yazıları,
şimdi oturdum sana
yeniden mektup yazmaya,
taşıyamadığım bir ağırlık var ruhumda,
ulaşmasa gizli de kalsa
yazmak istiyorum sana.
Engereklere sokturdun,
kusuyorum hiç bitmiyor ki zehirleri
cam kırıklarını nasıl boşalttın ellerime,
tutamıyorum kalemleri
yazdığım her kelime keskin bir bıçak,
sözlerin birer alev topu,
efsunlar büyüler, sihirler,
bütün gizli güçler
hepsi senin adına sırada
kurtulamıyorum,
bağlanmışım yağlı sicimle,
her kurtulma çabası
dönüyor bir hüsrana,
kapatılıyorum karanlık odalara
yükseliyor sessiz çığlıklarım arşa,
haydi ne olursun çıksın sesin,
kanımı donduran o acı sözlerin
azap çukurlarına dolsun
dayanamıyorum yeter artık
gül kokan nefesin,
esaret zincirleri ile bağladığın ruhumu
bana geri versin…

Orhan ÇİMEN

 

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Şeytan…

Düzen hiç değişmiyor
öyle kullanıyor ki zamanı;
Çıkar çıkar çıkar
Dünya kurulalı kural
inanıyorsa sana;
kandır kandır kandır
Yalnız para değil güveni
biraz seviyorlarsa seni;
çal çal çal
Farkında değilse dostun
ey! Gözü açık uyanık;
al al al
Yüze bakıyor
kafasında, bal parmak var
hırsız hırsız hırsız
Arkadaşın mı?
biraz da saf mı?
kullan kullan kullan
Hele hırsız yavuz ise
ev sahibini bastırır;
yüzsüz yüzsüz yüzsüz
… oynuyorsun? dediklerini
utanmazca! kendi oynuyorsa;
arsız arsız arsız
Sahte gözyaşları
tiyatral oyunları;
aldat aldat aldat
Gizlemek için yaptıklarını
kafanda kırk tilki;
dolandır dolandır dolandır
Sen busun desem işte,
dönüp arkana bakarsın;
pişkin pişkin pişkin
Bakmak ve görmek gerçek yüzünü
dedirtiyor insana;
ortağın,
yoksa şeytan mı senin?
İşte bu;
maskenin altındaki yüzün…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Med Cezir…

Çok uzaklarda kalmış
bakınca sana masumiyet…
Bin kere pişmanlık duysak da
söylemişiz bir kere
yamandı üstüne masuniyet…
Gözlerim kör,
yarattığım bir hayalmiş…
Huzurunda,
hep ayakta kaldığım,
tek dediğim dünyada,
kavuşmasını mahşere taşıdığım;
değilmiş meğer mihrabım…
Ben yağmur olmuşum
sessiz gözyaşlarıyla…
Esmiş rüzgâr, olmuş
amansız bir fırtına,
duygulara körebe oynatmış,
kah orada kah burada
yüzler örtülmüş
kalpler şaşkın,
doğrular eğriler kucak kucağa,
tangoyla oyalanmış ruhlar…
Yanılmak, yanılgı
her ne benzer
kusur adı varsa lügatte;
sahipleniyorum hepsini…
Sunmaya taht bulamazken ben semada
O;
yerlerdeymiş
görmemişim… oynuyormuş hep ayağa…
Şimdi anlıyorum yaşadığım med cezirler
değilmiş elbette boşuna…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın