Anlatamıyorum

Anlatamıyorum, yazık…
muhtacım sana…
Seninle paylaşmak istiyorum zamanı.
Tenine bir dokunuş,
koklamak saçlarını,
ellerini tutmak,
bir dudak mesafesi;
nefesini koklamak,
eriyene kadar gözlerinin içine bakmak
seni sevdiğimi söylemek istiyorum.
Sonra sırılsıklam bir buse…
kondurmak istiyorum dudaklarına…
Yetmiyor sana bakmak,
saatler bir tebessümün kadar kısa artık.
Bir ömür değil,
bir kaç ömür; yüzyıllar olmalı
doymak için yanında…
Öyle güzelsin ki,
yüzün cennetim.
Sen; ab-ı hayatsın.
Sana kavuşmak,
seni sende yaşamak istiyorum.
İşte o zaman;
sonsuzluğunda, ölümsüz olacağım
bak işte;
zaten köle olmuşum,
esaret zincirleri bağlamışsın ruhuma,
ne olur;
lütfuna ermek istiyorum…
Susuz bir fani,
bir yudum su istiyor hayat pınarından.
Sen ki aşk çeşmesinde,
aşk için dua etmiş bir erensin.
Kollarında eriyerek müridin olayım.
El ver, tutunayım ince beline…
Tacına kul, sarayına hizmetkar olayım
Kaybolup gideyim sende
tek vücut, hep seninle olayım…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

… Yıldızım…

Seni koynuna alan gecelere isyan ediyorum…
hangisi diyorum yıldızlardan,
göz kırpanı sensin…
…diye beklerken,
bakıyorum, dalıyorsun karanlıklara
benden önce sarıyorlar kollarıyla
ve sen, sessizce kayboluyorsun…

Her gece karanlığında
gözlerim yıldızlarda…
Adınla sesleniyorum her birine
sayıyorum bütün yıldızları,
hangisi sensin … diye…
sıra sana geldiğinde;
kayıp gidiyorsun yine o bilinmezlere
kaçıyorsun benden çok uzaklara…

Öyle kıpır kıpırsın ki;
bir an göremeyeceğim,
kaybedeceğim korkusuyla
hiç ayıramıyorum,
gözlerim yıldızlarda,
unutturdun uykuları bana…
kapanmıyor artık,
uyku yok göz kapaklarımda…

Yalnızlığınla üşüdüm,
Gökyüzü yorganım,
Bak kırağı düştü saçlarıma…
Yorgunum ve… yorgununum…
Şeyda da olsam yıllar sonra
Biliyorum cezalıyım yokluğuna…
Uzansam tutacağım ellerini öyle yakınsın ki bana
Ama sürgününü yaşıyorum bakarken bile sana…

Sıcaklığınla tanışıp kucaklaşmadan
Tükeneceğim… ipek teninle koklaşmadan
İşte böyle bitecek hasretinle hayatım
Ecelle tanışacağım,
yıldızlar arasında seni ararken kadınım…

15 Şubat 2013 Cuma,

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Susuyorum

Sıcacık bir yüreğe sığınmıştım
korkak, ürkek, mahcup…
Hani diyordum; mazimiz yok;
sen varsın, sen vardın ve yine sen…
öyle güzel, öyle zarif;
gözlerinde zümrüt gölgesi,
dudakları açmamış gonca,
titrerdim aşktan bakınca yüzüne…
bilmiyordum ki cam kırıklarını,
dağlıyormuş avuçlarımı,
halbuki uzatmıştım sana sevgiyle ellerimi …

o kadar kısa sürdü ki o, “sen” ler
anlamadım neydi o öfke seli
Sana adanmış ruhu,
önünde diz çökmüş bir kalbi,
zehirledin…
ve öldürdün içimdeki
“kutsadığım” seni…

çok çabuk; “bir zamanlara” geçti takvimler,
filizlenmişti halbuki ağaçlarda yapraklar,
tomurcuktaydı… açacak iken çiçekler,
yazık! hepsi dallarında,
bakarak sana; dondu kaldılar…
kâbus gibi… altüst oldu;
bahardan, kışa döndü mevsimler…

şaşkınım, susuyorum yokluğuna,
ebedi kabul etmişim çaresiz seni
ne yapsan nafile kalıyor
gurur kalkıyor üzerimden

ruhumu saran teninden uzakta üşüyorum,
öyle zor öyle zor ki katlanmak yasına…
kolay değilmiş sensiz bir rüyada,
yalnız baş koymak yastığa…

Orhan ÇİMEN

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Değdir Dudaklarını…

Eyvah! saatler farkında değiller
takılmış gidiyorlar rüzgarların peşine,
koşuyorlar birbiri ardına yıllara…
Artık nefesim de tutunuyor,
arkadaş diye rüzgarlara…

Her soluk alışımda öyle çoğalıyor ki esintiler
sabahla akşam, geceyle gündüz arasındaki mesafeler
birer birer kayboluyorlar;
Ne sabah… sabah tadında
ne de akşamlar artık geceler tahdında…
Tükenmekte olduğunu
bile bile rüzgara yakın dost
nefesim bile acele ediyor,
o, malum akibete varmaya…

Bir dakika deseniz ne olacak ki;
duymayacaklar, unutacaklar belki de sizi
daha dudaklarınızdan çıkmadan sesiniz,
tamam diyecekler, haydi! sonsuzluk anı şimdi…

Halbuki; kanatlanmış mavi gökyüzünde;
gözleri yıldızlar kadar parlak ,
yüzünü aydan almış
şöyle bir gördüğüm meleğe,
ne kadar güzel olduğunu bile söyleyemeden;
koskoca denilen,
ama kalbimle dudaklarım arasındaki mesafeden
daha kısa hayat yolu,
son bulacak sanki…

O, bir yudum su…
Dolu bildiğimiz bir bardağın sadece bir yudumu…
Elime henüz almıştım
daha değmedi ki dudaklarıma
bir yudumu kadehin…

Ne kadar parıltılı dünyamız varmış;
yalanlarla dolu, yalan kadar tatlı,
ebedi benim diyordum
kavrulan bedenim,
ta ki susadım deyinceye kadar…

Şimdi anlıyorum;
Güne, seninle geçecek sadece bir güne,
öylesine hasretmişim ki meğer,
sana doya doya bakmaya…
ve seni sevmeye…

Fakat sen hiç merak etme,
sakın ümidini yitirme…
Senin için duracak bütün zamanlar
Kana kana içeceksin yansan da nâra
kadehler hep dolu gelecek
istemesen de sen önüne…

Dünya böyle anlatsa da sana
ama olmuyor öyle olmuyor hiç,
ay yüzünde, burçlar elinde, zühre gücünde
sığınsan da zamanlara…
Rüzgarlar o kadar sert esiyorlar ki,
yetişiyorlar peşinden,
sen daha ne olduğunu anlamadan…

Asuman kaybolmadan,
Yaşanıyor kaçınılmaz pişmanlıklar
bakarsan görürsün ağlıyor bütün insanlar
Değdir haydi dudaklarını, geçmeden zaman…
O güzel bedenin susuzluktan kavrulmadan…

Orhan ÇİMEN

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Adı; aşk…

Karalar içindesin gülru,
cemalinde aşkın nuru…
zifiri karanlıkların zühresi;
adı aşk olan zaman ötesi
Sema’nın yeryüzündeki sevgilisi
İlahidir elbette sana duyulan,
adı; aşk ise…

Bakışlarına misafir ettin beni ,
Işığınla aldın gözlerimi
Ezberlettin bana adı sen olan alemi…

Titreyen kalbimi açtım bir kere sana
Bütün dikenlerini batırsan da
Sığındım gonca bahçelerine,
Dağlıyorsun açtığın yaraları
hem dertsin hem de deva…

Nazende güzel,
Uzattın ellerime mey kadehini,
Yaşattın akıl tutulmasını…
Kaybettim bütün renkleri,
Sevdirdin bana; moru, siyahı…

Gönlüm artık sınır tanımıyor;
yumuyorum gözlerimi; gökyüzünün zühresi,
açtığımda oluyorsun gül yaprakları …
geceler boyu yıldızımla güller arasında
kayboluyorum hep sonsuzluğunda…

Sabah kalktığımda sarhoşunum,
Bakıyorum;
seninle başlayan seninle biten,
her ne varsa taşımış gönlüm;
adın ile ümidi;
sevinçle bırakmış dudaklarıma
sıcacık atan kalbin diye…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın