Kelimeler karanlıklarda…

Yönelince sana nazarlar,
bitiyor Sende bütün zamanlar,
sesindeki insü cinle,
eriyip kayboluyor ruhlar…
Öyle güzel ki yüzün
her bakışta giriliyor
gözlerinden cennete
Firdevs kapısından…
Mesafeler konmuş ki araya
hasretin yüreğimde
hiç çıkmayacak
benimle ebediyete
bir sırrı hüzün kalacak…
Sen dahi bilmeyeceksin;
yaşattığın fırtınaların,
ellerinle yaktığın ateşin
ruhumu yok ediş hikayesini…
Artık konuşamıyorum
kaybettim sesimi
yazılmış satırlar,
kelimeler sırra eriyor
karanlıklarda kalıyor…

Terk edilmiş garibim…
Hiç bilmediğim yerlerdeyim
Sensizlik almış her şeyimi
fakirinim…
Beyaz kanatlı meleğim;
masalların sevgili perisi
nerelerdesin?
Alışamadım yokluğuna
asırları araladım
yalvarıyorum sana…
Kırılmış gönlünü koydum kalbime
öyle acılar yaşıyorum ki,
kanlar ab-ı revan olmuş,
akıyor içime…
Korkusuz girdiğin rüyalarımda
gün ışığında misafir ettiğim
hayallerimde
amansız büyüyor sevdan,
düşmüyor ismin hiç dudaklarımdan…
Ne kadar huri varsa,
dilimde ezber; hepsi Sensin,
bakıyorum isimlerine
yazılmış
hiç fark etmiyor
hepsi Senin adından…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Himalayalar kadar yüksek…

Özlemin nedendir bilmem
Himalayalar kadar yüksek
onlar kadar kutsaldı bu gün…
Yanında, yanı başında
eteklerinde olmak istedim,
ellerimle dokunmak sana…
Nefes nefese
buluşmak istedim
en uç tepelerinde…
Ruhum bir koşu gitti geldi
kar soğuğunda
dalga dalga ısındı bedenim…
Anlatabilsem ruhaniyeti
alevler sardı karardı gözlerim,
baktım;
öyle heybetli, yüce ki halin,
hilâl mi doğumun
bayramım olacakmış meğer ismin…
Bitmiyor gece gündüz hayalin,
göz pınarlarından düşen her damlada
ayrılık hüzünlerin…
Kader ebedi kaybolmaksa
işte sen aşkı hakikatsin,
hicranınla kederinden
yudum yudum kandırıyorsun
mahidevranım…
Yeni açmış bütün çiçekler
bakıyorum sıraya dizilmişler
her biri benim diyor
ten kokuna özenmişler…
Sesleniyorum yankılanıyor
feryadım,
sana ulaşmadan yollarda kalıyor,
duyuramıyorum…
Sesini istiyorum…
Nefesindi,
dudaklarındı
özlediğim,
gözlerindi…
Sendin bu gün
öylesine çok özlediğim…

Orhan Çimen

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Her zamanki halim, derdim muradım…‏

Bir hikaye anlatsam bana dair
bilir misin çaresizliği?
Öyle düğümler atılmış ki;
çözdüğümü sandığımda
yeni bir kördüğüme gidiyor
parmaklarım…

Sözcükler değişir mi?
Çıkarken dudaklardan…
Gönül aklı çeliyor,
beyaz derken kara çıkıyor ağızdan…

Ruhumun esareti,
kaybettiriyor,
ne varsa bana ait her şeyi…
Gölgen bile yetiyor
yitiriyor gönül kendini sarhoş,
oluyor bir serseri;
biraz şaşkın, hatta korkak…
Çok pejmürde…
Esir pazarında sanki…

Elinde şaklayan kırbacın,
sesim; dilindeki acın,
boynumda pençik,
gösteriyor,
koskoca bir evren;
ve yalnız
tek sahibesi sen…

Utanıyorum…
Konuşamıyorum, unutuyorum
bütün bir dünyayı…
Tekrarladığım;
duyduğum hep dil yarası,
sadece söyleyebiliyorum
kalbimdeki sevginin küçücük bir damlası…
Bazen zorluyorum hayali,
hatırlamıyorum bir başka hayatı
tümden silinmiş oluyor
sanki geçmişin
onca yaşanmışlıkları…
Ceylan gözlerin,
Hiddetin şahin,
kıyamette gibiyim titriyorum;
tutuluyor nutkum,
şaşırıyorum,
anlamsız bölüyorum
sana ait bütün kelimeleri…
Bir şeyler söylüyorum
ama ne? Beyhude,
anlatamadığım derdim
bütün bildiklerim,
dileklerim
tek hece oluyor mahzun dilimde…

Karşımda; çatılmış yay kaşların
sanki sorgu sual meleği…
Günahkârım dilim dolaşıyor;
ediyorum durmadan sürçe lisanı…
Oynuyorum bozulmuş miskin taş plağı
Dudaklarım tekrarlıyor hep aynı nakaratı
Ya da hep susuyor,
susup bakıyorum
temaşası sen cenneti…
Ne zaman yutkunsam
baş başa kalsam
baksam nur yüzüne,
boğuluyorum, kahrolası
kayboluyor,
kaçıp gidiyor
saklanıyor o aptal cesareti…
Derdim, muradım;
bitmiyor, bitmeyen aşkım…
Sen; Şems’sin…
Ben; sende yok olmuş biçare…

Orhan ÇİMEN

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tıynet…

Yine yağma peşinde birileri;
kimisi kömür karası yüzü,
öbürü maden olmuş donmuş gözü…
Esas talancı sattığı vicdanı
yeniden pazarlama yüzsüzü…
Ya da kısacık günde
düşer merhameti önüne…
Biraz rahatlamak adına…
Başlar üç günde unutacağı nutuklara…
Alışmışız hepten…
Geniş zamanda yüzüne bakmadığımızın,
donuna kadar soyduğumuzun,
ölümünü çıkınımıza
kâr diye koyuyoruz galiba yeniden…
Yükseklerde oturanlar,
doldururken cebe banknotlar,
aşağılarda ağlayanlarmış,
var mı ki? sıkıca tıkalı kulaklar…
Hep bana, hep benim olsun diyenler,
utanmazca,
bakın işte giriyorlar sala,
kefenden düşer keseye
belki bir demir para…
Sözümüz yok! Elbette,
yüreğinde kor gibi
samimiyeti taşıyana…

Orhan ÇİMEN

13 Mayıs 2014

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kadınım…

Buseli bakışlar;
bestelerde ezgiler
şarkılarda nağmeler,
hep seni anlatırlar…

Hüznündür gözlerdeki yaşlar,
sevdadandır yürekteki ağıtlar,
asumandaki yıldızlar,
hep seni anlatırlar…

Akşamları beklediğim mehtabım;
kadehlerdeki dudak izleri
tesellim, bitmeyen umudun
hep seni anlatırlar…

Diz çöktüğüm ay ışığım,
yeryüzündeki meleğim;
rengarenk kelebekler,
hep seni anlatırlar…

Ayrılıklardaki matemim;
gecelerde sarıldığım karanlıklar
rüyalarda sığındığım periler
hep seni anlatırlar…

Açmamış gül, dudakların
gökyüzünde aşk kuşları,
sineler, sığınılan bütün kucaklar
hep seni anlatırlar…

Bitmeyen bağlılık yeminlerim,
hasret yollarına dizilmişler
gizlenmiş isyanlarım
suskunluklarda kadınım
hep seni anlatırlar…

Orhan Çimen

11 Mayıs 2014

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın