Kaf Kef

Kaf dağının ardındasın
masallar perisi
sana kavuşmak öyle zor ki;
mihrine zümrütler,
yakutlar altınlar demişler…
çok uzakta diyorlar
öyle engeller koymuşlar,
yalın ayak yola koyuldum,
sana gelmek ibadetse,
kavuşmak için sana acı çekmek
yüz sürmekse katlanacağım…
çaylar, ırmaklar
nehirler, denizler
çıksa da karşıma
gök yüzüyle birleşmiş
bulutlu korku dağlarını aşacağım…
başladım zaman ötesi yolculuğa
biliyorum kavuşmak için sana
ne ağıtlar yeter
ne de dualar…
ey sen nazlı kadın
kavlimiz sensen
ahdım var
kıyametler kopsa
ateşe verseler yolları aşacağım…
başladı yağmurlar,
yokluğunu fırsat bilmiş fırtınalar
esiyor soğuk rüzgarlar,
ama bakıyorum hiç ışığın bitmiyor,
yıldızım oldu
nurun karanlıkları aydınlatıyor…
çağırıyor beni ruhun,
derin kuyulara düşüyorum,
tutunuyorum ibrişim kuşaksın…
geçit vermeyen,
uçsuz bucaksız çöllerdeyim
su oluyorsun,
dudaklarımdan ayrılmıyorsun…
ümitlerim tükense
seni bırakmıyor hayallerim,
nedimelerin yol gösteriyor,
yetiştiriyorlar mayısa
aşkının doğduğu aya,
“sen” diye ad koyuyorlar masallara,
rabıta kuruyorum hep ayakta,
kaf kef olsa muradımız,
aşka yanmaktır
hayaller de bitse
mahşeredir vuslatımız.

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Aliemir…

Sana bir şeyler yazmak mı?
konuşmak mı seninle?
yoksa erkek erkeğe dertleşmek mi?
bakıyorum hepsi de güzel seninle …
yüce bir dağ gibisin…
yanında güvendeyim sanki…
ama henüz 2,5 yaşındasın
ve miniciksin…
Seninle öyle hayal kuruyorum ki;
sanki geleceğimsin…
Güç almak senden;
çok tuhaf?
Harbiden bilmiyorum.
Bu nasıl bir duygudur.
Sevinçsin, heyecan,
mutluluksun, hayatsın sen…
Bir de seninle;
argo konuşmayı çok seviyorum…
koçum be…
Öyle güzel bir yüzün var ki,
çok yakışıklısın.
Can yakarsın,
demiyorum ha… çok sevilirsin…
Yaptığın şeylere bakınca
sen bir geleceksin…
herkes için bir ikbal…
Öyle hayal dünyan var ki
şaşırtıyorsun…
Bilmediğin, küçücük hayatında hiç bilmediklerini
bilmiş gibi yapıyorsun.
K’yı çıkaramıyorsun.
G harfini söyleyemiyorsun.
Ama deneyerek bir şeyler buluyorsun.
Arabalar en büyük merakın,
balıklar ve deniz sanki senin hayatın,
en çok sevdiğin kedilerin…
aslan kükremesi korkuların…
Senin için çok şeyler yazmak
ama hiç bir şey yazamamak
“işte öyle bir şey” diyorum senin için…
Hayat değil onun adı
tarif de edemiyorum
ta O’sun bizim için işte…
“Hikmet” diyebilir miyim bilmiyorum.
O’sun işte sen Aliemir’sin.
Arkadaşımsın…
Kaç zaman bana yoldaş olacaksın …
Ömür bu ya tabii bilmiyoruz;
emri hak vaki olursa giderim erkenden
bakarsın kim bilir göreceksek mürüvvetini
belki biraz gecikiriz de …
Ama anı yaşamak bir murat seninle
Asumansın sen…
Kafiye derdine düştün
tam konuşamazken…
Ne iştir anlamadım…
Bilmeden biliyor gibisin…
Yazdıklarım değil sana kıyak geçmek …
Gün gelir de anlaşılır bu hikmet…
Tabii müsaade eder inşallah Yaradan.
Ruhsat verir bakarsın hiç anlamadan…
Hani diyoruz ya sana;
yoldaşım, arkadaşım,
ekmeğim aşım, gönüldaşım…
Sen can’sın…
Gönülsün, ruhum azizim…
Gülen yüzün güldürsün,
Gelecekte bıçkın delikanlısın,
Heeyt be koçum,
bütün iyi dilekler seninle olsun…
Namertler uzağında,
Erenler yanında,
Çok güzel bir kadınla hayatında;
sağlıklı, güzel yüzlü,
mert çocukların olsun…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sussaydın…

Yeniden hayata döndüren bakışlarını,
kanımı alevlendiren sıcaklığını,
her yanımı saran isyanlarını,
tutkunun esiri yapan dokunuşlarını
seni;
yok mu saymalıydım,
Ne söylemeliydim;
Sen demeyip;
“seni” inkar mı etmeliydim…

Biraz sussaydın;
mehtabı avuçlarıma koyan,
güneş gibi yüzüme doğan,
sevdayı yüreğime taşıyan,
gözlerimdeki aşk perdesini açan,
sendin diyebilseydim…

Biraz sussaydın;
Hayal kırıklığı da yaşatsan,
Sevgiyi değersiz de kılsan,
Söyleseydim her şeye rağmen
İçimde yanan sensizlik ateşini,
artık uzaklarda kalmış sesini,
çok özlediğimi diyebilseydim…

Biraz sussaydın;
Seni görmeyen gözlerimden,
Ruhunla tanışmayan sevdadan,
hüzünlerimle intikam aldığımı söyleyebilseydim…
kaybedilmiş yıllarımın silinmiş tüm sayfalarını
yeniden yazdığını
ne olurdu sana anlatabilseydim…

yoksun artık çok üşüyorum,
işte çektiğim bütün yaslar senin…
gözlerim karalar bağladı,
umuda açılan bütün kapılar sendin…
diyebilseydim…

Biraz sussaydın;
“tehdit?” le yine ahkam kestiğini,
“asla!” haykırışınla tükettiğin nefesimi,
kıyamete taşıdığım sevgimi,
“sen” diye gizlice ağlayan kalbimi
karşındaki sükunetimi,
görebilseydin…

Ne olurdu biraz sussaydın…

Orhan ÇİMEN

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bensiz, Yüreğim Seçmişti Seni…

Tutkunla derbeder, öyle perişan
geceler gündüzler hercümerç,
duygular; kimi zaman isyanda,
çoğu zaman itaatkar,
ve esaret altında…
Öyle “bir” olduk ki seninle;
Uzak kaldığında çıldırdım,
yakın olduğunda çıldırttın…
ama ben değil,
nasıl olur da
bensiz, yüreğim seçmişti seni…
kadın sıcaklığınla kalbime girişini
sorguladım durdum hep kendimi…
şimdi dili olsa tenlerin,
şehadetliği anlaşılsa gözlerin,
getirirdim yanına,
gösterirdim işte “sen” diye…
ruhunu, kalbini, niyetini
biliyorum artık ezbere…
faydası yok ki inkarın…
anlıyorum bilmiyorsun sen kendini
ve görüyorum nasıl kendini kaybettiğini,
o, bu, hiç fark etmiyor ki,
etrafta kimseler yok gibi…
anlamak mümkün değil
bu kadar pişkinliği…
elbette sendin yaralayan beni
kesinlikle, o kadar emin ki…
inandırmak için seni
sıcaklığını verdiğin kişileri
birer birer saymam gerekmiyor ki…
Bak yine de diyemedim “sen” diye
dudaklarımdan aldın tek heceyi;
istihzalı tavırla söyledin “ben” mi?
aylardır utanıyordum,
“sen” diyemiyordum…
acı içinde tuttum matemini
“ağrıyan başımı,
ağlayan gözlerimi hiç saklayamadım” ki…
belki anlaşılır diye yazmıştım “sen” şiirini,
bilemezsin çok şaşırdım,
bu kadar basit mi olacaktı hissiyatın…
bu gün günlerden bir nisan;
tutkularım, artık aklımın yanında,
yanlış yapmayacak kadar sakin…
cesaretle kırdım esaret zincirlerini,
açıklamıştım zaten çok önceleri,
yaşadığım hayal kırıklığını…
Ne o! başlayacak yine sanki
seninle bir başka aşk hikayeleri…

Orhan ÇİMEN

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Rüya…

Bir tebessümün;
açtırıyor kardelenleri
açelya yaprakları gibi hep canlı,
taşıyor beni yeni umutlara…
tutunduğum gizeminle
taze kalan tutkularım,
o kısacık sevinçlerim
hayat buluyor bakışlarında…
güzel yüzünün hicranındayken
dağılmış saçların;
dayanılmaz arzularla yeniden
bağlıyor seni bana tüm şuhluğunla
işte o an öyle bir esinti görüyorum ki ay yüzünde
diz çökmek istiyorum heyecanla önünde
ama sonra bakıyorum;
yine bir akşam üstü
karışıyorsun karanlıklara;
koşarak ve anlaşılmaz korkuyla…
arkandan bakakalıyorum;
kırılmış, şaşkın ve üzgün…
Ve gecelerdeyim tek başıma,
dostum uykuyla baş başa…
Seni bana soruyor,
çaresiz ve suskun halimden anlıyor;
biliyor ki yine yoksun sen…
Derken ben ona, o bana bakıyor…
Gecenin ilerleyen saatlerinde
söylenerek odayı terk ediyor,
anlıyorum ki seni aramaya çıkıyor,
ve gün doğmak üzere,
uyku kapımı çalıyor…
kim bilir hangi korku sokaklarından geçti
kızarmış, kan oturmuş gözlerle bana bakıyor,
gecelerin koynundan çıkarıp aldığı
çırılçıplak halinle seni,
tebessümle kollarıma bırakıyor…
sarılıyorum sana,
önce koklayamadığım saçlarını okşuyor,
sonra sıcaklığında, dalıyorum uykuya…
Galiba sensizlik ve bitmeyecek hiç bu rüya…
Orhan ÇİMEN

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın