Duyun sabahlar,
akşamlar, bütün vakitler…
Söyleyin, konuşun, anlatın,
geçmiş mi Onsuz bir zaman…
Adımlarım;şahitlik edin,
yanımda değil miydi hep yürürken…
Ya siz rüyalarım;
evet; kokladığım yastıklar,
dile gelip söyleyin …
Ey sesler! O’na anlatın,
düşmedi adı dudaklarımdan,
esir eden sevdalı sesi
eksilmedi hiç kulaklarımdan…
Göz yaşlarım;
ruhumdan gelen sizler!
Aktınız, sakin sessiz…
Hasretler! Neredesiniz?
Siz bir şeyler söylemeyecek misiniz?
Dağlanmış yüreğime
bıraktığınız ince sızıyı…
Hayallerim, Allah aşkına
fısıldayın O’na;
sokağında geceler boyu kaldığımı,
ışık görmediğim pencerelerine
bakıp titrediğimi,
geçtiği köşe başlarına
kırmızı karanfiller bıraktığımı…
En iyi bilen sensin ey! Seher;
uykusuz geçen gecelerimi…
Gün ağarırken;
sarmaş dolaş olduğum hüzünler;
sizler konuşmayacak mısınız?
İçime akıttığım feryadı,
dindiremediğim figanı…
Geceler boyu,
uykulardan kaldıran,
sevdalı mısralar;
yakarıp, yalvaran
sizler, neden bir ses olup,
O’na gitmezsiniz?
Mahzun gönlümün baş tacı;
bilesin sığınmışım
mağrur kalbine,
çıkamıyorum istesem de
damarlarımda dolaşıyorsun
kanım gibi…
Hicranına yanıp kaybolup gitsem
gece karanlıklarında,
yıldız oluyorsun umuda…
Sardın esrarlı bakışlarını ruhuma
esaret mührü oldu çıkaramıyorum,
öyle derin kazılmış ki alnıma…
Orhan ÇİMEN