Can uzaklaşınca tenden…
Garanti veremiyoruz ki bir iki dakika sonrasına…
dikemedik ölümsüzlüğü yakamıza…
Korkulan işte o an gelmiştir…
davet beklemeden, kapı çalmadan girer içeri…
vakit tamamdır, demez bile… zaman bitti…
Beniz döner muma …
Kimi gözler alabildiğine açıktır, korkudan mı, yoksa çok mu zorla…
Kimi dudaklarda inadına tebessüm,
yolculuk kimbilir belki de olacak dostça…
ellerimle astığım saat durmuştur, aynı salisede…
görevini yapar…adı Azrail’dir… odur çünkü işi
Duyulur mu bilmem,can uzaklaşınca tenden
emanetini vermiştir beden;
sararmış, kavruk, son defa yıkanmayı bekler, habersizdir her şeyden…
ve… konulur musalla taşına…
Yetişenler kıyamdadır son namazında…
haklarını helal ederler…
sıra bekleyenler…
bir iki göz yaşı dökecekler arkamızdan…
kırdıklarımız oldu… beyhude sevinecekler mi bilmem…
İşte son yolculuk, sonsuzluğa…
elveda… geride kalanlara…
ve… bir tabut ve bir kaç metre bezden kefen…
dökülür topraklar…
Gökyüzü yok…gök kubbe kaybolmuştur birden…
Doğumda vermişlerdi…
yazacaklar üstüne; şudur adı…
ve… son milat;
Kuşkusuz herkes için de olacak bir mezar taşı…
Orhan Çimen