Leyli lâl…

Bitmiyor,
geçmez zaman sensiz böyle,
sen orada ben burada,
yokluğunla yüklenmişim
dağlar sırtımda…
Geçtiğim yollar gelse dile,
anlatırlar,
çaresiz sevgine koşan adımları,
güzel huri için çekiliyor
bütün bir dünya efkarı,
varsın büyüsün ayrılık acısı…
Bazen öyle korkuyorum ki vuslattan;
seni kaybetmekse,
bitmesin ebedi hasretin…
Razıyım sonsuza kadar beklemekse,
saadet; yaşamak diyorsan hayalinle,
kapında eşik olurum,
her gün beklerim
değsin sevdiğim o topukların…
Yorulduğunda,
tutunacağın tırabzan olurum,
sıkıca kavranırım
parmaklarının arasında…
Umut bu ya;
korku vuslatsa; nefesine tutunurum,
gölgene arkadaş,
görünmeyen yoldaşın olurum…
Güzel kokulu sümbüle
sarılmış toprağı,
gülen yüzünün
çerağında yanan mumun olurum…
Geçmiyor zaman yokluğunda;
yalnız, yapayalnızım;
leyli lâl halim…
Ahu gözlerinden çok uzakta
hüzünlü yüreğim;
aşklar adına yakılmış ateşlerin
yükselen alevlerinde
kaynayan sevgili kokusu olsa,
teninde kaybolsa
bir ömür seninle,
senin sıcaklığında çarpsa…
Ram olurum sana
seninle bir hayata ruyi mahım…

Orhan Çimen

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.