Saatli Maarif

Ayrılıklar o kadar zor ki;
bir ömür oluyor, bitmiyor sanki…  
Ne kadar bağlanmışım sana bebekler gibi
yeni saymayı öğreniyorum;
bir, iki, üç… derken  sayılar öyle uzuyor ki; 
her gün başlıyorum gün saymaya
dönüyorum hep yeniden tekrar tekrar başa…
Saatli Maarifi aldım karşıma
her gün onunla konuşuyorum 
sensiz geçen her yaprağına,  
her günün hüznünü anlatıyorum,
o kadar çok dokunuyorum ki; 
takvim yapraklarına 
seviyorum seni sever gibi, 
okşuyorum onları saçların  gibi, 
suçsuz ve masum onlar da 
senin gibi… 
Özenle kopardım hep onları;  
incitmeden, incitmiştim biliyorum seni, 
katladım severek onları, 
dokunamamış hiç sevememiştim seni
kokladım durdum hep onları
teninden bir haberci gibi
saklıyorum hasret hatırası belgeleri…
Kimi gün;
bir yaprağında gonca dudaklarını, 
birinde esrarlı gözlerini, 
yazıyordu her birinde masal perisi 
görüyordum seni, mehtabı kıskandıran yüzünü…
Ve nefesimde  öyle çoğalıyorsun ki;  
tekrarlıyorum bıkıp usanmadan ismini…
iki satır mektubun için 
söylüyorum postacıya sevdiğimi 
özlemin o kadar büyüyor ki;
kapıya gelen herkese seni sormak,
bir haber almak, küçücük bir haber,
getirir mi postacı?
Birileri tekrarlasa diyorum adını, 
komşunun kapsında ismin yazıyor,
bazen yüksek sesle konuşurlarken 
duyunca adını;
dindiremiyorum kalp çırpıntılarımı…
Seni çok uzaklara gönderen yapraklar,
kaldıracak aradan biliyorum bir gün özlemini, 
yitirmeden umudumu tekrar dönüyorum  yine
sarılıyorum sen diye,
Saatli Maarif takvimine…

Orhan ÇİMEN

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.