Hesabından silinmiş ömrümün gurbetisin
yılları aldın götürdün takvimler sanki senin
yaşanmamış bir mevsimin geç kalmış baharı;
yalnızken yüreğime dokunmuştu ellerin,
öyle alışmıştı ki sıcağına nazlı bir çocuktu gönlüm,
aşkla tutunmuştu eteklerine ellerim,
sevinç beklerken kedere daldı gözlerim,
hep kırklarda düğümleniyor sesim
kahve falında çıkıyor
dokunduğun onca bilmem kaçıncı tenlerin
saklamada çok ustasın lakin gizli kalmaz
bu gün değil belki de yarından sonra afişlerde olacak resimlerin
haykırarak güya söz söyletmem dediğin şanına
yine bir başka bir şubat akşamında;
gözleri korkudan büyümüş melekler
korkarım bir de hürmüzü eklediler namına
sayıyorsun geldin gördüm otuz dokuzdan sonraya
“utanma” saklanıyor köşe bucak senden
kaçıyor, mesafeler koyuyor aranıza
boynu bükük bir sevda, çağırıyor ar’sız bir ruhu hicaba
ne her sabah aydınlığında kaybettiğim umut
ne de geceler boyu beklediğim umutsun,
duru, o güzelim mavi ışıltılı berrak suyun
kirlenen hayatına girecek;
bir niyazla bir yakarışla artık
seni anlatan bin bir ağıtlı nidalarla nefesim …
Orhan ÇİMEN