Melekler ağlar…

Bir aşk hikayesi yazmaya soyundum,
aşka baktım,
aşkı gördüm,
aşkı yaşadım,
tutunayım dedim,
heyecanı aldı götürdü beni
bilmediğim koskoca bir sırrın arasına…
Karanlık, siyah,
kapkara bir gecenin sonsuzluğunun içine girdim.
Karanlıkta siyah bir ben oldum,
kayboldum koyuluğunda gecenin…
Mehtapla başlayan tutku arayışı,
kavuşma arzusunu hayalle buluştururken,
seher vakti yorgun gözler kapanır…
Yanı başında dudaklardaki bir tebessüme uzanırken,
kızıllığı üstünde
olanca gücüyle apansız çöker göz kapaklarına
güneş, aşka bir ihanettir,
daha henüz açtığın kollarındaki sevemediğin sevgiliyi
ışıklarıyla aldatır,
alır götürür yakan cehennem sıcağına inat…
Ne büyü kalır ne de sırrı,
siyahın kendisine eğilmiş evreni kuşatan gölgesinden
çıplaklığına bakmaz kaçar uzaklaşır koşar adımlarla sevgili…
Gök kubbeyi aşkın estetiği koyuluğun hüznü sarar
bütün melekler ağlamaya başlar,
masum, zarif
mağrur, dost umut dolu göz yaşları
çiçeklere çise olur yağar…

Mehtapla başlayan büyülü tutku arayışı;
çiçekler açtıkça hiç tükenmez devam eder,
aşkı anlatan gecenin karanlık, siyah koyuluğunda,
kaybolur gider sırrı Sen olan sonsuzluğunda…

Orhan Çimen

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.