İşte kalem işte kağıt, yazarsın yazgıları…

Ay yüzüne baktığımda;
eyvah, eyvah dedim yine eyvah!

Derdim zamanla…

Neden bu kadar geç kaldın ki hayata?
Koştum yeniden bir isyana;
daraldım, bunaldım,
doyarak bakamadım
kaf dağının ardında saklanmış cesaretim
korkuyla baş başa
eridim, aktım, kayboldum
isteyemedim, sarılamadım sıcacık muhabbetine…

Baktım baktım
sarhoş oldum,
koptu içimde öylesine büyük bir fırtına
bağırmak, haykırmak istedim
hayranım alımına, çalımına,
aşkına bir nara, bir nara daha!
Ama nafile, sessizce
eğiliyor çaresiz başım önümde
küskünüm böylesi kadere
neden? Neden bu kadar geç kaldın ki hayata?
Baktım baktım
mest-i harabım
dudaklarımdan düşmüştü;
ürkek biraz da çekingen
“hayırlı olsun …”
neler neler geçmiyordu ki içimden
seyrederken yüzünü
konuşuyordun sanki sesin sessizdeydi
kıpır kıpırdı dudakların
sonra gözlerin; tuttu, aldı götürdü hapsetti
bağladı gözlerimi…
Eridim, aktım, kayboldum
suspus dumura yolcuyum
kulaklarıma kahrediyorum
duyuyor, anlamıyorum sesini…
Bakıyorum saçların bir bahar esintisi
mehtabın sureti
rengini kaşlarına vermiş
ayın hilali…

Baktım baktım
Nigar’ıma,
hüznümü yeniden yaşadım
küskünüm böylesi kadere
neden bu kadar geç kaldın ki hayata…
Af diyorum, af, af diyorum,
kalbin muradı sensin,
buyruk senin, hanlar senin
işte bağrım
açarsın bir hançerle onulmaz yaraları,
ben kan ağlarım,
işte kalem işte kağıt, yazarsın yazgıları
takdir senindir
istersen mutluluğa da kuş olur kanat açarım,
istemiyorsan bağrıma bir taş bağlar, ebedi susarım…

Orhan Çimen

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.