İnsanın kendi ruhunu tanıdığı, ruhuyla da kalbine dokunduğu anda aşkın o zarif, o latif ve o ince sızısı aklın önüne geçiyor, bir sonsuzluk kavramı sarıyor insanı… Düşler ve hayaller geliyor ardından… Bir anda gelmişiniz, geçmişiniz, yaşadıklarınız, yaşayamadıklarınız, umutlarınız, söyleyemedikleriniz, bir kitap kapağı, bir şarkıdan, bir enstrümandan gelen bir ses sizi artık rahat bırakmıyor. Hele gecelerin o sessiz, insan benliğini kuşatan o koyu siyah gri derinliği kelimeleri ardı ardına zihninize getiriyor ve yaz diyor. Artık duramıyorsunuz… hislerin yarattığı; güçlü, dayanılmaz baskı öylesine rahatsız ediyor ki çaresiz yazıyorsunuz. Arkası gelmiyor ve kelimelerle söyleşi başlıyor.
Hatıralardan silemediğimiz, kıyıda köşede biriktirdiklerimiz, ruhun bitmeyen hayal dürtüleri birer birer şiirin o sonsuzluk saltanatının hükümran gücü olarak ruhunuzu kimi zaman rüyalarınızda da yalnız bırakmıyor. Sık sık uyanıyorsunuz. Yakınmalar ve yakarışlarla vücut verdiğiniz kelimelerin sultanlık cazibesinin muhteşem salvoları ruhu yakıp kavuruyor. İniltiye, acıya ve zevke dönüşüyor bütün duygularınız ve şiirle bütünleşiyor büsbütün hayatınız.
Şiirlerimdeki duygu dolu yolculuktur kısaca anlattıklarım.
Beğenilerini esirgemeyerek bana güç veren tüm dostlarıma, editörlük yapan arkadaşlarıma, kitabımın basılmasında emeğini esirgemeyen bir başka dostuma ve seyyah olup her bir harfin içinde bahar esintileri gibi dolaşan saltanatın isimsiz sahibi olarak şiirlerimin içinde kendini bulan yurt içi ve dışındaki okuyucularıma selam ve saygılarımı sunuyorum.
Orhan Çimen