Zaman ne kadar çabuk geçti
yüksek ateşe tutulduğum gün
gökten zembilleydi gelişin
sanki daha dün gibi
şimdi dinlerken piyanoda
nihavent giriş taksimi,
baharla başlayan çiçek kokularını sen diye doldurdu odama,
özlem denen o tatlı muamma
ahh!
Çaresizlik sarmışken
hayalini ruhuma
bir anda mavi boncukların saçıldı ortalığa
ardından
nereden geldi aklıma
şakaklarıma bağlanmış şok gibi
hüsran doldu gözlerime
yüksek topukların
gelen konuğuna
ne kadar çok planın varmış
peri bacaları gibi
sen de biliyorsun
mumlar hep yatsıya kadar yanar,
asalet sana yakışıyor halbuki
taşa kazınmış aşk şiiri
biraz bilsen tac mahal olursun,
pahan yok aslında dünyada,
ne sarraflar bilir,
ne de tartacak altınlar vardır
gönüldeki yerini,
ötelerden ötesin
nasıl oluyor bilmiyorum
hala çok yücesin
aşk bu ya
itibar denilen asalet gibi
bitmiyorsun,
kelimelerde masal
ruhumda sır gibi dolaşıyorsun…
Orhan Çimen