Tutuşturduğun o ateşle
hayatımın gerçeği,
tek sırdaşısın…
Sen; kanatlı bir melek değilsin,
sen; ne mehtap ne de bir ay ışığı,
gül bahçelerinin goncası değilsin…
Değilsin sen göklerin parlayan yıldızı…
Sen; gözlerimden akan yaşsın…
Sen; gecelerin haramısın…
Terk edemediğim acısın…
Gün ışığında dokunamadığım korku,
hayatın karanlığısın…
Dilimden düşmeyen
cehennem çığlığı,
yaşadığım günahlarımsın…
Sana öylesine bağlanmışım ki;
kalbim mübeccel olsa diyor…
Seni öylesine sevmişim ki;
gönlüm mübecceli istiyor…
Demiştim sana;
değilsen bile öyle,
şiirlerde hep güzel kal…
Hatıraları, aşkı anlatanlar
meraklanıyorlar…
Dillerden düşmeyen masallarda
sana bir ad koysunlar…
Ulu gördüm, aziz dedim
bakamadım ceylan gözlerine,
saydım seni,
eğildim önünde,
doğruldum kalktım ayağa
dokunamadım kaşlarının elifine…
Sadık kaldım
tutunamadım,
hiç bir başka dünya güzeline…
Seni görmek,
sana bakmak ve seni yaşamak…
Değil bir dilek,
katlanılmaz bir arzu,
seninle olmak…
Çok uzaklarda olsak da
çığı, ayazı, kışı koysalar da araya
bak hep yan yana ruhlarımız,
sarmaş dolaş, serhoş, kıyamdayız …
Orhan Çimen