Bende var olmuş varlığın

Yıldızların kıskandığı yüzün
Savurduğun ömür siyahı
saçların,
yanardağdır kızgınlıkların,
kaş çatışların,
ben diyen edaların
verdiğin hükümlerin,
cahilliklerin,
bilmediklerinle bilmiş halin,
korkuların,
hülyadır bakışların,
pür telaşın,
bir çığlıktır kavgaların,
kızdığında dudaklarının hükmedemediği dilin,
konuşan tebessümün,
gül yaprağı dudakların,
hilali kıskandıran kaşların,
sürgünleri sevdiren özlemin,
aldatılmış sokakların gurbetisin
vurdumduymazlıkların,
hep ben diyen sahiplenişin,
gönül çalan buyurgan halin,
öyle çok ki;
saymakla bitmeyen bende varolmuş varlığın,
akıtırsın ruhuma hasret pınarını
acımasız halindir en son damlası mutluluğun
gecenin kalbine doğru
gözlerinden ruhuma düşer yalnızlıklarım
andım odur giremem her kapıdan
binlerce ışık yılı uzağından
bitmeyen arzularım sabırla yine sana yürür
ölümsüz bir cazibedir bakışların
yeryüzüne siyahın en karanlığı inerken
rüzgarına tutunur yüreğim
hiç bitmeyecek bir bahara koşar,
salınıp durduğun sihirli aynalarda
dudağında bir asır erir,
aşkın ve acıların dehlizlerinden geçerek
sana bağlanmayı öğrendi gönlüm
şiirlerde kusursuz anlatılır işvelerin
bütün hikayelerin sonunda
koynunda kaybolursun karanlıkların
işte o zaman korku tufanından geçer
yitik düşlerimle acılarda buluşurum…

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.