Sen kimdin? Neydin?
bilmem başkalarını
bir hiçtin benim için
zorluyorum hatıraları
sadece aklımda kalan
öyle ki çok sıradan…
Gel zaman git zaman
hiç görmediklerimiz
bir baktık geldi arkadan
nasıl olduğunu anlamadan…
Bir yüz ki mahcup
kıskandı mehtap
melekler, yıldızlar
arkadaş çıktı burçlar…
Kimdi, neydi derken
kaptırmışız kendimizi bilmeden…
Sihirler, büyüler
belli ki araya girmişler…
Yoksa var mı imkânı
herkesin dönüp baktığı
güven duyup saydığı
katliam hatırası burcunun,
o güzel kokusunun,
anlamıyorum nasıl ıskalandığı…
Bir, iki derken
bir hayat ve üç melekten
biri var ki yürüyor hep önden…
Anlaşılmaz inanılmaz,
bin kat kuyulara mı?
gökyüzünün katmanlarına mı?
kırk katır kuyruğunda mı?
sürüklemiş
götürüyor bağladığı hayatı…
Karanlık çukurlara,
bazen çekiyor ipinden
biraz nefes aldırıyor gökyüzünden
indiriyor, indirip kaldırıyor
bunun adına gönül oyunu deniyor…
Bir melekten yakarışlar,
öfkeler, acılar
hayatla birbirine karışıyorlar…
Şimdi bakınca heyhat!
Meğer ikisi de aynı kaderi paylaşmışlar…
Sessiz, sakin, muhteşem asaleti
bırakıp geldiği korkuları
ümitle beklediği “belki” dediği hatıraları,
gelecek için hayatla hayal kırıklıkları
derken terk ediyor hayatı…
Gönül oyunu bu ya bitmiyor
Ne kaldı ki anlatacak,
Çok mu sanki küçük bir tebessüm,
sıcak bir dokunuş,
bak yavaş yavaş bitiyor hayat,
kokular terk etti hayatı…
Ama kırılmadı ümitleri,
hep sana, gözlerine bakıyor
yine hep sen diyor
hikayemizdeki hayatın…
Orhan ÇİMEN