Hayran oluyorum fotoğrafına bakınca
seni tarifteki resmin eksik kalıyor yazdıklarımda,
mahcubum sana;
takılı kalıyorum dudaklarında…
Tek başına yazsam ciltlere sığmayacak,
hani bazen ürkek ceylan halini hatırlayınca,
diyorum işte; aşkı yaşatan tanrıca…
Neden gönderdim seni öyle uzaklara
denizler birleşse engeller kalksa
bir koşu mesafesi tutabilsem ellerini,
avuç içlerini,
koklasam seni…
Yahut zamanı değiştirsek
doğduğun güne gitsek,
yeniden başlasak hayata,
sen ve ben beşik kertmesi…
Hayal bu ya;
sınırları tanımıyor gönül,
yumunca gözlerimi
hiç yanımdan ayrılmıyorsun ki…
Girdiğin rüyalarımda
yaşanan aşklarda
korkusuzca;
hiç yolculuk yapmadan koynumda
nefesler karışınca,
tenlerin alevlenmiş kokuları
istetiyor dayanılmaz aşk oyunları…
Mesafeler kalksa,
beyaz kokan küçücük bir odada
yıllanmış bir şarap gibi
yudum yudum içsem seni…
Adına aşkın sarhoşu,
çıldırmak mı demeli?
Her fısıltı hasret inlemeleri,
baş döndürücü bulut gezintileri
öyle güzelsin ki;
istesem bir dünya hayali
hiç doymuyorum,
doyamıyorum,
durdurmalı şu zalim saatleri…
Sana ne demeli?
Olur mu?
Masalların en güzel perisi?
Orhan ÇİMEN